DOGANCIK KÖYÜ WEB SİTESİ

http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

dogancık köyü

Image Hosted by ImageShack.us

http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

  • aeb23
  • asbke
  • Blogcu Yardım
  • basdo
  • hakikatinmerkezi
  • http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

    HAYKİRİS GURUBU

    SON YAZILARIM

    Ziyaretçi Defteri Google Gruplar

    dogancikköyü grubuna kayıt ol
    E-posta:
    Bu grubu ziyaret et

    Daha Büyük Haritayı Görüntüle BASKİL ve KÖYLERİ UYDUDAN GÖRÜNÜM

    Baskililer Dernegi Son Sayısını ŞİMDİ KARŞIDAN YÜKLE
  • Baskililer Dernegi Dergisinin Son Sayısını ŞİMDİ KARŞIDAN YÜKLE

    15/12/2009

    Göçe karşı yerinde istihdam projesi

    Göçe karşı yerinde istihdam projesi Göçe karşı yerinde istihdam projesi

    14 Aralık 2009

    Elazığ Baskilliler Derneği ile Uluslararası Sivil Toplumu Destekleme ve Geliştirme Derneği

    Elazığ Baskilliler Derneği ile Uluslararası Sivil Toplumu Destekleme ve Geliştirme Derneği (USİDER) işbirliğinde yürütülen göçe karşı yerinde istihdamı öngören proje kapsamında Bingöl`de 5,5 dekarlık alanda meyve bahçesi kuruldu.


    Baskilliler Derneği başkanı Naim Aslanmirza, yaptığı açıklamada, Kırsal kesimden göçün önlenmesi için insanların bulundukları yerde iş imkanı bulmaları gerektiğini, dernek olarak bu yönde ``Doğu Anadolu bölgesinin kırsal kesimlerinden kente göçün önlenm
    esi ve yerinde istihdamın sağlanması`` adı altında eğitim projesi hazırladıklarını anımsattı. Proje kapsamında başvurdularını aldıkları Elazığ, Bingöl, Tunceli ve Muş illerinden çiftçilere bodur meyve, arıcılık ve kafes balıkçılığı konusunda eğitimler verildiğini anlatan Aslanmirza, Bingöl`de Ekinyolu Köyü`nde 5,5 dekarlık bir alanda damla sulamalı meyve bahçesi kurduklarını kaydetti.


    Aslanmirza, ``Projelere dayalı örnek çiftçiler yetiştirilerek bölgenin ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmek, istihdam alanları oluşturarak işsizliğin bir nebze de önüne geçmek istiyoruz`` dedi. Aslanmirza proje çalışmalarının devam edeceğini Tunceli`de 2 adet kafes balıkçılığı işletmesi kurulacağını, ayrıca yine çiftçilerden 10 kişiye 20 adet ana arıları ile birlikte arı kovanlarının verileceğini belirtti. Aslanmirza, ayrıca Antalya`nın Gazipaşa ilçesine çiftçilerin katılacağı teknik gezi yapacaklarını sözlerine ekledi.

     

                                



           Abdülvehhab Gazi'nin mağara içerisindeki sandukası 3 metre uzunluğunda olup, baş ve ayak uçlarında herhangi bir kitabe yoktur.

          

    ABDÜLVEHHAB GAZİ HAZRETLERİ KİMDİR?


           Bu değerli zatın tıpkı Yunus Emre gibi bugün yurdun birçok ye­rinde mezarı bulunmaktadır. Bu yerler başta Baskil ilçemiz olmak üzere, Sivas, Akşehir, Bayburt ve îzniktir. Yrd. Doç, Dr, Necati Demir ve Kutlu Ozen'in birlikte hazırladıkları "Hz. Peygamber'in Sancaktan Abdülvehhab Gazi Hazretleri ve Gaza Arkadaşlan" isimü kitap 1996 Sivas baskılı olup, bu kıymetli şahsiyet hakkında yapılan en geniş araştırma eseridir. Bu ve diğer kaynakların belirttiğine göre Abdülvehhab Gazi Hazretleri tıpkı istanbul'da Eyyup Sultan semtinde mcdfun Ebu Eyyub el Ensari Hazretleri gibi Peygam­ber Efendimize sancaktarhk yapmıştır. Anadolu'nun fethinde Battal Gazi ile birlikte savaşan Abdülvehhab Gazi Hazretleri, yine onunla birlikte Malatya'nın fethinde bulunmuş, bu yörede yapılan birçok savaşlarda tek başına komutanlık yapmıştır. Bugün onun birçok yönünü bizlere sunan Hikmet Tanyu, Beşir Ayva/oğlu, Vehbi Cem Aşkun, Müjgan Üçer, Ali Şahin Canozan, Hüseyin Çelik. Saliha Çınargil ve Necdet Buluz gibi değerli araştırmacı ve yazarlar çıkmıştır.

           Arap islâm ordularının Anadolu'yu fethe yönelik savaşlarında Abdülvehhab Gazi Hazretleri'nin gösterdiği başarı ve kahramanlıklar deslanlaşarak günümüze kadar gelmiştir. Bu destanların en önemlileri; "Müseyyeb-nâme", "Battal-nâme", "Danişmend-nâme", "Mirkatul cihad" ve "Saltuk-nâme"dir. Ayrca Teberi'nin "Tarihü-r Rusul-i ve'l Mülüki" ile ibnü-l Kesir'in "El-Bidayetü ven Nihayetü fi't Tarihi" adlı kitapları da onun askeri yönünü anlatmaktadır. Bu eserler Abdülvehhab Gazi'nin Anadolu'da yaptığı savaşlarda M. 731 yılında şehit düştüğünü belirtirler. Arap kaynaklanndan Camıû'd-Düvel'in vermiş olduğu bilgiye göre; Ab­dülvehhab Gazi, Battal Gazi ile birlikte Sivas'taki bir savaşta Battal Gazi'nin kendisini yalnız koyması üzerine yanındaki az bir kuvvetle savaşırken şehit düştüğünü söyler.

           Hz. Ebubekir döneminde başlayan Anadolu'ya yönelik savaşlar, Emeviler ve Abbasiler döneminde de devam etmiştir. Belazuri, Yakubi ve Taberi gibi müelliflerin klasik tarih kaynağı olan eserlerinde 642 ve 707 yıllan arasında Asya'ya yönelik fetihler sırasında Arap islâm ordularına Türklerin de katıldıklarını, hatta birçok yerde islâm ordularına komutanlık yaptıklarını belirtirler. Yine 756-757 yıllarında El Cezire valisi olan Abdullah b. ibrahim Halife Mansur'un emriyle Malatya'ya, 758-760 yıllarında ise Adana'ya Horasan birliklerini yerleştirdiğini, 760'ta ise Abbasilerin Doğu Anadolu valilik ordusunu Türkmenlerden kurduğunu söyler, işte Abdülvehhab Gazi Hazretleri'nin de yer aldığı bu savaşlarda Türklerin Arap ordulanyla omuz omuza savaştıklan bu kaynaklarca belgelenmiştir.

           Bazı kaynaklar bu değerli komutanın Sivas yakınlarında şehit düştüğünü ileri sürerken, bazı kaynaklarda ise sadece Anadolu'da şehit düştüğü ama yerinin belirtilmediğini görürüz. Abdülvehhab Gazi'nin yaptığı savaşların büyük bir çoğunluğu Malatya ve çevresinde geçmiştir. Bu ilde uzun bir süre kaldığını belirten bazı kay­naklar onun Fırat Nehri kıyısında bir ev yaptırdığını, bu yörede Bizanslılarla sürekli savaştığını kaydederler. Yine bu kaynaklara göre Malatya şehrinin Abdulvehhab Gazi tarafından defalarca fethedildiği belirtilmektedir. Bütün bu tarihi ve destansı bilgilerden yola çıkacak olursak; onun daha çok savaşlarının bu yörede geçmesi bu değerli komutanın bu yörede şehit düşme ihtimalinin kuvvetlenmesine yol açar. Ayrıca onun hakkındaki destansı bilgilere göre yaralı bir vaziyette bir dağa çıktığını, Ona bir bizans Kayser kızının geceleri su taşıdığını, bu dağda yaralı vaziyette iken su getiren Kayser kızının Bizanslılar tarafından öldürüldüğünü, daha sonra onun da burada şehit olduğunu belirtirler. Bu gün bu doğrultuda yöre halkı tarafından çeşitli hikâyeler anlatılmaktadır. Abdulvehhab Gazi'nin medfun bulunduğu mağaranın alt tarafında yer alan Zeynep Hatun Türbesi ise bu hikâyeyi doğrulamaktadır. Bu türbedeki hatunun Abdulvehhab Gazi'ye su taşıyan Kayser kızı olduğu, bunun daha sonra müslüman sayılarak adının Zeynep olarak değiştirildiği yöre halkınca belirtilir.


     

  • Bu yazı Günerkan AYDOĞMUŞ' un yazmış olduğu. Harput Kültüründe DİN ALİMLERİ kitabından alınmıştır. Katkılarından dolayı Teşekkür ederiz.

    1/6/2007

    Fehmi Çetinkaya

    Fehmi Çetinkaya
    “Yârân-ı Harput” diye bir topluluk. Harput dostları, bu toplulukta bir araya geliyorlar. İsmini merhum Ahmet Kabaklı koymuştu. Faaliyetleri farklı mekânlarda devam ediyor. Dünkü vuslat, Çetinkaya’nın Dudullu’daki merkezinde gerçekleşti. Toplantı sebebi Fehmi Çetinkaya’yı anlatmaktı. Başarılı bir insan, hayatta iken yâd edilmek suretiyle kadirşinaslık gösteriliyordu.
    Fehmi Çetinkaya, iş hayatına 1957 yılında Adana’da 25m2 büyüklüğündeki bir dükkânda gömlek imalâtıyla başladı. Bunun bizzat şahidiyiz. Adana Kuruköprü’deki o dükkân, şu ân dahi gözümüzün önünde.
    Gömlek dikme isteği, terzi olan annesinden dolayı. Elle çalışan dikiş makinesinin çıkarttığı sesler, kerpiç damda ona sanki ninni olmuştur. Annesinin diktikleri takdir gördükçe küçük Fehmi de terziliğe hayranlık duyar. Ticaretteki başarısını ise babasının nasihatlerine borçlu. Fırat nehri kenarındaki bir köyde bakkallık yapan bir insan, oğlunu ârifane nasihatlerle hayata hazırlamaktadır.
    Fehmi Çetinkaya 18 yaşındadır. Terzilik öğrenmek için İstanbul’a gelecektir. Veda sırasında büyüğünün elini öpmek üzere eğilir. Baba, şunları söyler. “El öpmek o kadar mühim değil. Mühim olan dediklerime riayet etmendir. Gittiğin yerde içki içmeyeceksin, kumar oynamayacaksın, kimsenin namusuna bakmayacaksın. Haydi şimdi nereye istersen oraya git, bunlara riayet edersen muvaffak olursun. Ama birini dahi işlersen hüsrana uğrarsın, dünyanın neresinde olursan ol ben de peşini bırakmam”. Fehmi Bey, 1 yıl İstanbul’da Müslim, gayrı Müslim terzi ustaları yanında sanatın inceliklerini kavrar. Sonra da Elazığ’a, Baskil’in Kadıköyü’ndeki babasının yanına döner. Anlaşılan babası oğlunun mesleği layıkıyla kavradığına kanaat getirir ki bir süre sonra ona 4 bin lira sermaye verir. Fakat İstanbul’a değil Adana’ya yollar. “Adana’ya git, orası bize daha yakın” der. Fehmi Çetinkaya, dükkânı açtığında tek başınadır. Baba, oğlunu ziyarete gelir. Sohbet sırasında sorar. “Gömleği kaça dikeceksin?” “Piyasa 20 lira ben de 20 liraya dikeceğim”. “Olmadı, der baba, sen 10 liraya dikecek, fakat asla hile yapmayacaksın”. Fehmi Bey itiraz edecek olur. “Maliyeti 7 buçuk lira”. “Olsun der baba, 2 buçuk lira yeter.” Oğul, büyük sözü dinler. Seri halinde siparişler birbirini kovalar. Baba, evladını vicdanına ticaretin üç altın prensibini nakşeder. “Bereket azdadır, israf haramdır, kanaat bitmez-tükenmez hazinedir.” İşler geliştikçe babası 3 ayrı zamanda gelir ve her defasında bütün tasarruf edilen parayı götürüp memlekette fakir-fukaraya sadaka olarak dağıtır. Bunlar, Fehmi Çetinkaya’yı 3 kere iflasın eşiğine getirir. “Baba niçin böyle yapıyorsun?” dediğinde “oğlum temel atıyorum, temel sağlam olsun, yer-gök dua üstüne, sen duayı az mı görüyorsun, herkes sana dua ediyor” der.
    İşler geliştikçe diğer kardeşlerini de etrafına toplar. Onlara harçlık değil satmaları için gömlek verir, satar kârını alırlar. Ticaretini önce Adana’da sonra İstanbul’da büyütür. 1957’de günde 1 adetle başlayan gömlek üretimi bugün yılda 2 buçuk milyona varmıştır. Konfeksiyonun diğer dallarında da yüz binler ve on binlerle ifade edilen sayılarda imalat yapmaktalar. Mağazalarda 82 bin çeşit mal satılmakta. Yıllık ciro 250 milyon dolar. Fehmi Çetinkaya, Yârân-ı Harput toplantısında yaptığı teşekkür konuşmasında bugüne kadar hiçbir işçinin maaşının ikinci güne kalmadığını, hiçbir çeklerinin dönmediğini, banka kredisi hiç almadıklarını söyledi. Şu gün yurt çapındaki imalat ve satış alanları toplamı 150 bin m2. 2006’da İstanbul ve değişik illerde dev mağaza ve alış-veriş merkezleri açıyorlar. Bugün Çetinkaya mağazaları sayısı 20, bunu önümüzdeki 10 yılda 100’e çıkarttıktan sonra yurt dışına açılmayı düşünüyorlar.
    Fehmi Çetinkaya’ya Kanada, Almanya vs. “gel” diyor. Sebep, bu hükümetlerin 1 vatandaşlarına daha iş imkânı temin etme arzusu.
    Sayın Çetinkaya, başarıyı inanç ve azme bağlıyor. İnanç ve azimle çalıştıktan sonra engelleri aşmamak için bir sebep yoktur. Dürüstlükten şaşmamak gerektiğine işaret ediyor. Çünkü babası daha hayata atılırken “hile yapmayacaksın” demişti.
    Bizim gözlemimiz ise ilaveten şudur:
    Birlik, beraberlik, ailenin bir kişi etrafında pervane olması.
    Buna rağmen şöyle düşünmemek mümkün değil. Faraza Fehmi Çetinkaya, aklı ermeden babasını kaybetseydi acaba bugün bu isimde bir iş adamı olur muydu? 60 yıl evvelinde Baskil’in bir köyü. Orada bir bakkal. Fakat muhkem bir ahlak ve müthiş bir ticari zekâ. Kıyıda-kenarda kalmış o insanları bile kim, nasıl yetiştirdi? Başarı işte o sistemde, o ahlakta. Biz şu gün dahi bir mirası tüketiyoruz. Eğer o sistemi yeniden hayata kazandırırsak daha birçok iş adamı çıkar.
    Hayırlı evlat yetiştiren güzel insanlara rahmet olsun, selam olsun.

    haberkuşagı n da alıntı

    23/5/2007

    Baskililer Dernek Başkanı ve bir Dogancık lı

    "Derneğimiz Baskil'e Hizmet İçin Kuruldu"

    El-Aziz Gazetesi ziyaretlerine devam ediyor. Son olarak Baskilliler Derneği'ni ziyaret eden Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Mahmut Nacar, dernek hakkında bilgi aldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyaret esnasında Dernek Başkanı Naim Aslanmirza, çalışmaları hakkında kısa bilgiler verdi.

    - Sayın ASLANMİRZA dernekle ilgili sorulara geçmeden önce biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

    - Tabi efendim.1968 Elazığ doğumluyum. Baskil-Doğancık Köyü nüfusuna kayıtlıyım. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden mezun oldum.Yüksek lisansımı Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nde yaptım.Şu an Fırat Üniversitesi Keban Meslek Yüksekokulu'nda öğretim görevlisi olarak görevime devam etmekteyim. Evli ve iki çocuk babasıyım. Nisan 2006 tarihinden itibaren Baskilliler Derneği Başkanlığı'nı yürütmekteyim.     

    - Sayın başkanım Baskilliler Derneği'nin kuruluş amacı hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

    - Derneğimiz 09.04.2004 yılında kuruldu. Baskillilerin Bir araya gelmesi, organize olması noktasında geç kalınmıştı. Ön ayak olan, emeği geçen tüm hemşerilerimize sizlerin aracılığıyla bir kez daha teşekkür ediyorum.

    Derneğimizin amacı; kendi doğduğumuz, kardeşlerimizin yaşadığı, eşimizin dostumuzun bulunduğu kendi yöremize bir şekilde hizmet etmek, onlara yardımcı olmaktı. "Birlikten kuvvet doğar" atasözümüzden; "Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır."Hadis-i Şeriften hareketle birlik olmak, sorunlarımıza birlikte çözüm aramak problemlerin çözüm noktasında birlikte hareket etmek gayesi içerisindeyiz. Veren el ile alan el arasında aracı olmak amacındayız. Verecek olan elleri bulup alması gereken ellere hizmeti, yardımı ulaştırmaktır. Ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim ve sportif alanlarda girişimler yapmak, insanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamaktır.

    - Sayın Başkan Baskilliler derneği'nin ne tür faaliyetleri var?

    - Bir çok alanda faaliyetlerimiz var ama öncelikli faaliyetimiz EĞİTİM. Eğitime Baskil'li hemşerilerim de büyük önem vermekte. Son yıllarda gençlerimizin göstermiş oldukları başarı zaten bunu göstermekte. Örneğin 3 Mayıs 2006 tarihinde OKS ve ÖSS'ye yönelik ödüllü Seviye Tespit Sınavı'nı yaptık. Bütün sınıf birinci, ikinci ve üçüncülerine hediyelerini verdik. Yine 30 Mayıs 2006 tarihinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün işbirliğiyle ilçemizdeki tüm okulların katıldığı ödüllü bilgi yarışması düzenledik.

    Kültürel faaliyet olarak yine aynı gün Mehteran Takımının iştirak ettiği FETİH GÜNÜ kutlamaları yaptık.

    Baskilli iş adamlarımız tarafından üniversitede okuyan öğrencilere verilecek burs başvuruları ve gerekli evrak temini yine derneğimizce organize edilmektedir. Ayrıca tüm Baskilli işadamlarımıza yine sizlerin vasıtasıyla Baskilliler adına teşekkür ediyorum.- Eğitim alanındaki gayretleriniz gerçekten memnun edici. Başka hangi alanlarda ne tür faaliyetleriniz var?

    - Daha önce de belirttiğim gibi dernek oluşumunda geç kalmıştık. Geç kalınmışlığın ve biriken beklentilerin vermiş olduğu gayretle biz yönetim olarak aldığımız sorumluluğun bilincindeydik. Hemşehrilerimizin yüksek beklentileri bize bu sorumluluğu kazandırmıştı.

    Ben ve yönetimdeki arkadaşlarım birlikte göreve gelir gelmez 5 Mayıs 2006 günü bütün üyelere 350 kişilik Elazığ Orjin Lokantası'nda yemek daveti verdik. Davete Baskil Kaymakamı, Belediye Başkanı, İlçe Jandarma Komutanı, İlçe Daire Müdürleri, İlçenin MHP İlçe Başkanı,DYP İl Kadın Kolları başkanı,Saadet Partisi İlçe Başkanı,AKP İlçe Başkanı,

    Köy Muhtarları ve Baskilli işadamları da davet edildi.Amacımız  hem tanışmak hem de sorunlarımıza ortak çözüm üretmek ve bu çözüm yollarında birbirimize destek olmaktı.

    Ayrıca ilçemizde sünnet edilecek çocuklarımız vardı. 10 Ağustos-25Ağustos 2006 tarihleri arasında sünnet edilecek çocukların muhtarlarımız aracılığıyla tespit edip onların müracaatlarını kabul ettik. 26 Ağustos'ta 61 çocuğumuz sünnet ettirildi. 3 Eylül 2006'da ulusal sanatçıların katılımıyla Baskil'de sünnet şöleni yapıldı.

    - Başkanım gelecekle ilgili ne tür faaliyetleriniz olacak? İleride planladığınız çalışmalar var mı?

    - Öncelikle biz dernek olarak ilçemizin sorunlarını tespit ettik. Bu sorunlara da imkanlarımız dahilinde ve önem sırasına göre kısa, orta ve uzun vadede çözüm üretecek planlar oluşturduk.

    Tüm herkesle diyalog oluşturmak, gücümüzü harekete geçirmek öncelikli ve acil planımızdı. Bunu nispeten başardık.

    Örneğin uzun vadeli projelerimizden biri AB projeleri olan seracılık ve süs bitkileri yetiştiriciliği, kayısı ürünlerindeki çeşitliliği arttırma pazar oluşturma gibi hedeflerimiz var.

    Baskil'in ve Baskilliler'in iki önemli meselesi var. Bunların birincisi EĞİTİM ikincisi ise SU. Baskil'de tarım amaçlı kullanılabilecek su problemi çözülürse en iyi tarım ürünleri yetiştirilecek, eğitim problemleri çözülürse en iyi beyinler yetişecek. Baskil'de ve Baskilliler'de bu potansiyel var.

    - Son olarak söylemek istediğiniz, okurlara iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

    - Baskil insanı; Çanakkale'de, Yemen'de, Sarıkamış'ta ve Kurtuluş Savaşı'nda dedelerinin, babalarının ortak amaç ruhunu hala taşımaktalar. Ayrısı gayrısı olmayan ortak düşman için, Anadolu'da yaşayan her vatandaş cephede nasıl mücadele ruhu taşımışsa yine aynı ruhu o dedelerin torunlarında bulabiliyorsunuz. Bu sebeple küçük hesaplar yapmadan, basit oyunlara gelmeden birlik ve beraberliğimizi korumak ve çok çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Tüm hemşerilerime ve bu ülkede yaşayan; ülkesi, milleti için çaba harcayan herkese selam olsun diyorum.

    Ayrıca bu nazik ziyaretinizden dolayı El-Aziz gazetesine de teşekkürlerimi sunuyorum.- Biz de El-Aziz gazetesi olarak faaliyetlerinizde başarılar diliyoruz.

    El-Aziz gazetesinde alıntı

    9/5/2007

    SEÇMEN LİSTELERİNDE BİLGİLERİNİZİ KONTROL ETMEK İÇİN

    Not:Nüfus Bilgilerinizde veya Adres Bilginizde değişiklik varsa Mahalle Muhtarınıza müracaat ediniz.

    27/4/2007

    Kaysıya devlet destegi istiyoruz

    KAYISIYA DEVLET DESTEĞİ İSTEĞİ -BASKİL ZİRAAT ODASI BAŞKANI ÇETİN: -``FINDIKTA OLDUĞU GİBİ KAYISIYA DA DEVLET DESTEĞİ SAĞLANARAK ÇİFTÇİNİN KORUNMASI GEREKMEKTEDİR``
            Elazığ`ın Baskil ilçesi Ziraat Odası başkanı Faruk Çetin, kayısı üreticisinin zor durumda olduğunu belirterek, fındıkta olduğu gibi kayısıda da devlet desteğinin sağlanmasını ve çiftçinin korunmasını istediklerini söyledi.
             Çetin, yaptığı açıklamada, dünya kuru kayısı piyasasının yüzde 85`nin Türkiye`den karşılandığını ifade ederek, Türkiye`de pazarlama ve ihracat şartlarını taşıyan rekabetçi firmaların bulunmadığını bildirdi.
    Bu nedenle Türk çiftçisinin alın teri ve emeğinin ABD, Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerin ambarlarıyla dünya piyasasına sunulduğunu kaydeden Çetin, bunun içler acısı bir durum olduğunu vurguladı.
    Bu durumun önlenmesi için üretimden pazar aşamasına kadar olan süre için bir planlama yapılması gerektiğini kaydeden Çetin, şöyle dedi:
           ``Uzun yıllardır sıkıntı ve umutsuzluk içinde olan kayısı üreticileri, bu yıl nisan ayında yaşanan don olayı nedeniyle çok mağdur duruma düştü. Kayısıda çiçek dönemi sigorta kapsamında olmadığı için ürün sigortası uygulaması da çözüm getirmemektedir. Baskil`de 39 bin 673 hektar araziye ekili 58 milyon 967 adet kayısı ağacı bulunmaktadır. Bu alandan elde edilecek kuru kayısı miktarı yaklaşık 260 bin tondur. Ancak bu ay içinde yaşanan don olayı bu miktara ulaşmamıza engel olacaktır. Kayısı üreticilerimiz için fındıkta olduğu gibi kayısıda da devlet desteğinin sağlanmasını ve çiftçinin korunmasını istiyoruz.``

    14/4/2007

    Osmanlı öncesi Baskil ve köyleri

    BASKİL TARİHİ veKÖYLERİ

      Baskil ve çevresinin de içerisinde bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi birçok medeniyetin kurulmasına beşiklik etmiş birçok beylik,devlet ve imparatorluğun kurulmasına mekan teşkil etmiştir.Baskil ve çevresi Mezopotamya ile Anadolu’yu birbirine bağlayan yollar üzerinde bulunmaktadır.   

                                  

       Kalkolitik ve Neolitik döneme ait Şemsiyetepe Höyüğü,İmikuşağı Höyüğü ve Habibuşağı Höyüğü bulunmaktadır.Baskil,orta ve son tunç çağına ve Hitit dönemine ait bulgular İmikuşağı ve Şemsiyetepe Höyüklerinde rastlanmaktadır.Bu yerleşim yerleri Hitit ve Hurri mücadelesinin yaşandığı bir bölge olmuştur.Demir çağa ait bulgular Asurlara ait olup Kaleköy,İmikuşağı,Şemsiyetepe ve Habipuşağı Höyüklerinde ele geçirilmiştir.Urartular,Baskil çevresini M.Ö.805 yılında ele geçirmişlerdir.Habibuşağı, İZOLLU KİTABESİnde Urartu kralı 2.Sardun’un kazandığı zafer anlatılır.Urartular,Baskil , çevresinde birçok kale yapmışlardır.Bu kaleler genellikle ticaret yollarını,yerleşim merkezlerini ve ekip-biçilen tarlaları korumak için garnizonlar şeklinde tertip edilmiştir 

       Baskil ve çevresinde M.Ö 8.yy de İskit ve Med  saldırılarıyla Urartu egemenliği bitmiştir.Medlerden sonra Persler bölgeyi ele geçirmiştir.Perslerden sonra kısa süre Helen İmparatorluğu’nun eline geçmiştir.Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun idaresine girdi.Uzun bir süre Bizans ve Sasani mücadelesine tanıklık etti.Bir ara müslüman Arapların eline geçti. 

                                                                          

          1071 Malazgirt Zaferiyle Türk hakimiyetine geçti.Sırasıyla  Artuklar , Selçuklar , Moğollar , Dulkadiroğulları , Akkoyunlar ve Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyet sahası olmuştur.1085 yılında Selçukluların komutanı Çubuk Bey tarafından,Bingöl ve Harput çevresi Türkler tarafından ilk kez ele geçirilmiş oldu.Bingöl ve Harput çevresine dolayısıyla Baskil’e Türkistan’dan getirilen konar-göçer Türk grupları yerleştirilerek bölgeyi Türkleştirme – İslamlaştırmaya  yönelik bir iskan politikası uygulanmıştır.Bölgedeki kaleleri ve kervansarayları birbirine bağlayan,askeri ve ticari bir öneme sahip Kömürhan , Selçuklular döneminde alınmıştır.   

                          

          Baskil ve çevresi Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlıların eline geçmiştir(1514).Kanuni Sultan Süleyman döneminde Malatya sancağına bağlanmıştır.Kömürhan ,4.Murat  döneminde 1623-1640 yılları arasında yapılmıştır.Fırat’tan karşıya geçilmesi gereken kömürlerin bu handa biriktirildiği ve kelekler vasıtasıyla sevk edildiği bilinir.Kömürhan ismide buradan gelmektedir.

                                                         

    13/4/2007

    Hacı Hasan Baba Türbesi

    Hacı Hasan Baba Türbesi

    13/4/2007

    Dogancık köyü nden kısa haberler

     

    BASKİLLİLER DERNEĞİ 2. BAŞKANI DERNEĞİMİZİN KURUCULARINDAN KAZIM CAVLI ELAZIĞ HİZMET İŞ SENDİKASI SECİMLERİNİ KAZANARAK YENİ GÖREVİNE BAŞLADI.

     

    BASKİLLİLER DERNEĞİ BAŞKAN VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİNDEN  HİZMET İŞ SENDİKASINA ZİYARET GERÇEKLEŞTİ.ZİYARET SIRASINDA BASKİLLİLER DERNEĞİ YÖNETİMİ ADINA AÇIKLAMALARDA BULUNAN DERNEK BAŞKANI  NAİM ASLANMİRZA BUGÜN ELAZIĞ HİZMET İŞ SENDİKASININ YENİ YÖNETİMİNİN GÖREVE SEÇİLMESİ VE DEĞERLİ AĞABEYİM BASKİLLİLER DERNEĞİ KURUCULARINDAN DERNEĞİMİZİN 2. BAŞKANI KAZIM CAVLININ  ŞAHSINDA TÜM HİZMET İŞ ÇALIŞANLARINA ,İLİMİZE , ÜLKEMİZE  HAYIRLAR GETİRMESİNİ DİLEYEREK GÖREVE SEÇİLEN YÖNETİM KURULUNA BAŞARILAR DİLEYEREK SÖZLERİNİ BİTİRDİ.DAHA SONRA HİZMET İŞ SENDİKASI BAŞKANLIĞINA SEÇİLEN KAZIM CAVLI BASKİLLİLER DERNEĞİNE TEŞEKKÜR EDEREK ELAZIĞ HİZMET İŞ SENDİKASININ  TÜM ÜYELERİNE BENİ SEÇTİKLERİ İÇİN  ONLARA TEŞEKKÜR EDERİM AYRICA BUĞÜNE  KADAR BENİMLE MANEVİ OLARAK YANIMDA OLAN DERNEK  YÖNETİMİNEDE  TEŞEKKÜR EDERİM  DEDİ.

     

    HEMŞEHRİLERİMİZ İŞ ADAMLARI SEZAİ AÇIK VE MEHMET YALÇININ SAHİBİ OLDUĞU AÇILIM  İNŞAAT  İZMİR KEMALPAŞA VE MANİSA TURGUTLU ARASINDAKİ DEMİRYOLU ULAŞIMINI SAĞLAYACAK  BAĞLANTI PROJESİNİN YAPIMINI ALDI.BAĞLANTI HATTININ PROJE TEMELİ ULAŞTIRMA BAKANIN KATILDIĞI TÖRENLE GERÇEKLEŞTİ.BASKİLLİLER DERNEĞİ OLARAK AÇILIM  İNŞAAT SAHİBİ HEMŞEHRİLERİMİZE VE ÜLKEMİZE  HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUZ.

     

    31/3/2007

    Mükemel Kişiligiyle Dogancık lı

     

     

                   Op. Dr. Yaşar ARSLANMİRZA

     

     

    dr.yasar aslanmirza bilimsel araştırma ve yayınlar.doc

    ANAL İNKONTİNANS.doc

    dalağın cerrahi hastalıkları.ppt

    DALAK TRAVMALARINDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI.ppt

    KARACİĞER KİST HİDATİĞİ-1.doc

    MEMENİN MALİGN HASTALIKLARI.ppt

    POSTGASTREKTOMİ VE POSTVAGOTOMİ SENDROMLARI.doc

     

    31/3/2007

    Baskil de kısa notlar

                             

        Maden teknik arama çalışma rapor özeti    ve jeolojik yapısı hakında çalışmaları                 

    Elazıg  Baskil

    -         Altın (Maden- Anayatak, Baskil- Nazaruşağı)

    -         Bakır- Kurşun- Çinko (Keban, Palu, Sivrice, Ergani, Baskil)

    -         Gümüş (Keban)

    -         Krom (Kapin, Sori)

    -         Manganez (Baskil, Karakoçan, Keban, Maden, Palu, Sivrice)

    1- YUKARI FIRAT HAVZASI MADEN ARAMALARI
    1991 yılında GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) adı altında faaliyete geçen proje çerçevesinde Malatya- Elazığ- K. Maraş illerinde çeşitli sahalarda polimetal aramalarına yönelik jeokimyasal, jeolojik, jeofizik ve sondaj çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Malatya- İspendere Cu- Au sahası, Elazığ-Baskil- Nazaruşağı Au sahası, Elazığ- Baskil- Topalkem Porfiri Cu sahası).

     

     

     

     

    Baskil: İlçe dağlık bir bölge olup, Haroğlu ve Hacı Mustafa önemli dağlardır. İlçede yapılan kazılarda buranın Roma ve Bizans döneminde de yerleşim merkezi olduğu ortaya çıkmıştır. Ulaşım kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır.

     

    Baskil de yakınındaki tarihi şehirlerin gölgesinde kalmıştır. Önceleri Keban’a bağlı olan Baskil, 1928 yılında ilçe haline getirilerek Elazığ’a bağlanmıştır. İnceleme bölgemizin ağırlık noktası Arapgir-Keban-Baskil hattı olduğundan tarihi gelişmeyi verdik...

     

     

    Sularını Geli (Baskil) Çayının drene ettiği Baskil Ovası, ilin en batıdaki ovasını oluşturur.Kuzeydeki Hasandağı, güneydeki Bulutlu Dağı arasında tektonik hareketlere bağlı olarak çökmüş olan ovanın tabanı birikinti yelpazeleriyle maskelenmiş durumda kuzeyden güneye doğru belirgin bir eğime ( %10) sahip olup, akarsular tarafırdan yer yer 50 -100 metre kadar derinlikte yarılmıştır. Ovayı kuzeyden çevreleyen Hasandağı'nın yamaçları faya bağlı olarak oldukça dik olup eğim % 40 - 50' yi bulur.Tabanında Neojen gölsel depolara da yer vermesine karşılık, ova yüzeyi tamamen Kuaterner yaşlı ve kırmızı renkli kum- çakıl depolarıyle kaplıdır.

     

     

    30/3/2007

    İkinci Meşrutiyet Döneminde Elazığ

    Milletvekilinin Adı

    Milletvekilinin Seçildiği Dönem

    Asım BEY

    1908-1912

    Hacı Mehmet Said Efendi

    1914-1918

    Hacı Mehmet Nuri Efendi

    1908-1912 / Nisan 1912 - Ağustos 1912
    1914-1918

    Osman Bey

    Nisan 1912 - Ağustos 1912

    Hacı Ziyaeddin Bey

    1908-1912

    Esperzade Mustafa

    Nisan 1912 - Ağustos 1912

    Saffet Efendi

    1914-1918

    Meclisi Mebusan'da Elazığ Milletvekilleri :

    12 Ocak 1920'de toplanan ve 18 Mart İtilaf Birliklerinin baskınından sonra çalışmalarına son veren Meclis-i Mebusan'a Elazığ-Harput adına şu Milletvekilleri katıldı.

    Muhittin Bey, Mustafa Şükrü Efendi ve Hüseyin Avni Efendi

    Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Elazığ Milletvekilleri :

    23 Nisan 1920'de toplanan Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Elazığ'dan şu Milletvekilleri katıldı.

    Hacı Bey, Hüseyin Bey, Naci Bey, Rasim Bey, Tahsin Bey

    Bunların yanısıra, İstanbul Meclis-i Mebusan'ında yer alan ancak Meclis-i Mebusan'ın dağılmasından sonra Anadolu'ya kaçan, Muhittin Bey ve Mustafa Şükrü Efendi de bu Mecliste Elazığ Milletvekili olarak yer aldılar...

    İkinci Büyük Millet Meclisi'nde Elazığ Milletvekilleri :

    11 Ağustos 1923'te toplanan İkinci Dönem Büyük Millet Meclisi çalışmalarına Elazığ'dan şu Milletvekilleri katıldı.

    Hüseyin (Gökçelik) Bey, Muhittin (Çöteli) Bey, Naci (Karaali) Bey, Cevad (Çobanlı) Paşa, Mustafa (İspir) Bey,  Süleyman Karakaya

    1 Kasım 1927 tarihinde seçilen III. Dönem Milletvekilleri :

    Hüseyin (Gökçelik) Bey, Muhittin (Çöteli) Bey, Hasan Tahsin (Berk) Bey, Mustafa (İspir) Bey, Ahmet Saffet (Ohkay) Bey, Fazıl Ahmet (Aykaç) Bey, Nakiyettin (Yücekök) Bey.

    4 Mayıs 1931 tarihinde seçilen IV. Dönem Milletvekilleri :

    Ahmet Saffet (Ohkay) Bey, Fazıl Ahmet (Aykaç) Bey, Fuat (Ağralı) Bey, Fuat (Ziya) Bey, Memduh Şevket (Esendal) Bey.

    1 Mart 1935 tarihinde seçilen V. Dönem Milletvekilleri :

    Ahmet Saffet OHKAY, Fazıl Ahmet AYKAÇ, Fuat AĞRALI, Fuat ZİYA, Fethi ALTAY, Sabit SAĞIROĞLU.

    3 Nisan 1939 tarihinde seçilen VI. Dönem Milletvekilleri :

    Fazıl Ahmet AYKAÇ, Fuat AĞRALI, Fuat ZİYA, Fethi ALTAY, Sabit SAĞIROĞLU.

    8 Mart 1943 tarihinde seçilen VII. Dönem Milletvekilleri :

    Fazıl Ahmet AYKAÇ, Fuat AĞRALI, Sabit SAĞIROĞLU, Hasan KİŞİOĞLU, İhsan YALÇIN.

    5 Ağustos 1946 tarihinde seçilen VIII. Dönem Milletvekilleri :

    Fuat AĞRALI, Hasan KİŞİOĞLU, Mustafa ARPACI, Fahri KARAKAYA, İbrahim Tali ÖNGÖRER,

    14 Mayıs 1950 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Abdullah DEMİRTAŞ, Suphi ERGENE, Ömer Faruk SANAÇ, Mehmet Şevki YAZMAN, Hamit Ali YÖNEY.

    2 Mayıs 1954 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Fahri KARAKAYA, Mustafa Altın DOĞAN, Celal DURU, Nazım ÖZTÜRK, İsmail Hakkı TALAY, Hürrem MÜFTÜGİL.

    14 Mayıs 1960 tarihinde seçilen KURUCU MECLİS Üyeleri :

    Mehmet Salim HAZARDAĞLI.

    15 Ekim 1961 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Naci GÜRAY, Ömer Faruk SANAÇ, Kemal SATIR, Hürrem MÜFTÜGİL, Nurettin ARDIÇOĞLU.

    Aynı gün Cumhuriyet Senatosu seçimleri de yapıldı. Seçilen Cumhuriyet Senatosu üyeleri;

    Celal ERTUĞ, Rasim GİRAY.

    10 Ekim 1965 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Kevni NEDİMOĞLU, Samet GÜLDOĞAN, Kemal SATIR, Nurettin ARDIÇOĞLU, Ömer EKEN.

    5 Haziran 1966 Cumhuriyet Senatosunca seçilen Cumhuriyet Seantosu Üyeleri :

    Celal ERTUĞ, Salim HAZARDAĞLI.

    12 Ekim 1969 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Ömer Faruk SANAÇ, Samet GÜLDOĞAN, Mehmet AYTUĞ, Hayrettin HANAĞASI, Ali Rıza SEPTİOĞLU.

    14 Ekim 1973 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Rasim KÜÇÜKEL, Atilla ATİLA, A.Orhan SENEMOĞLU, Hasan BUZ, Ömer Naimi BARIN.

    12 Ekim 1975 Cumhuriyet Senatosunca seçilen Cumhuriyet Seantosu Üyeleri :

    M.Cahit DALOKAY, Hasan İLDAN.

    5 Haziran 1977 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Rasim KÜÇÜKEL, Celal ERTUĞ, Faik ÖZTÜRK, Mehmet Tahir ŞAŞMAZ, Ali Rıza SEPTİOĞLU.

    1983 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Zeki YAVUZTÜRK, Nevzat YAĞCI, Naci TAŞEL, Mehmet ÖZDEMİR.

    1987 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Ali Rıza SEPTİOĞLU, Ahmet KÜÇÜKEL, Mehmet Tahir ŞAŞMAZ, H.Cahit ARAL, Nizamettin ÖZDOĞAN.

    1991 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Ali Rıza SEPTİOĞLU, Ahmet KÜÇÜKEL, Ahmet Cemil TUNÇ, Tuncay ŞEKERCİOĞLU.

    1995 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Mehmet AĞAR, Cihan PAÇACI, Ahmet Cemil TUNÇ, Ömer Naimi BARIN, Hasan BELHAN.

    1999 Milletvekili Genel seçimlerinde seçilen Milletvekilleri :

    Mehmet AĞAR, Mustafa GÜL, Ahmet Cemil TUNÇ, Ali Rıza Septioğlu, Latif ÖZTEK.

     

    28/3/2007

    Bir Dogancık lı

    YERİNDEN YÖNETİM PLATFORMU - Haber İçeriği

    Sayın Bilal Özbey Baskil Belediye Başkanımız
     
    Tarih :11.06.2006

    Baskil’in yollarının kışın çamurlu, yazın da tozdan dumandan görülmeyecek bir şekilde olduğunu söyleyen Baskil Belediye Başkanı Bilal Özbey, “Çocuklarımız çamurun içine bata çıka okula gidip geliyordu. Hiç unutmuyorum, bir bayan bana, ‘Başkan olduktan sonra, çocuğum bir günün içinde kaç pantolon değiştirecek?’ diye sordu. Çok şükür bu vatandaşımıza orada verdiğim sözü yerine getirdim ve yollarımızın asfaltlanma çalışması bitti.” diye konuştu.

     

    İşadamları Elazığ’a yatırım yapsın

    11 bin 800 nüfusumuz var. Genelde Malatya ve İstanbul’a göç veriyoruz. Zengin işadamlarımıza çağrı yapıyorum, ilçelerine sahip çıkarak, yatırım yapsınlar. Umarım, Elazığ milletvekilimiz Sn. Necati Çetinkaya’nın yaptırmış olduğu lise, öğrenci pansiyonu, öğretmen lojmanı bu işadamlarımıza örnek olur. Eğitime verdiği bu destekten dolayı Sn. milletvekilimize saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

     

    Kışın çamur, yazın toz derdi bitti

    Belediye başkanı adaylığımı açıkladıktan sonra, sürekli vatandaşların derdini dinlemek için fırsat yaratıyordum. Hiç unutmuyorum, yine böyle bir ziyarette bir bayan bana şu soruyu sordu: ”Başkan olduktan sonra, çocuğum bir günün içinde kaç pantolon değiştirecek?” Baskil ilçemizin yolları kışın çamurlu, yazın da tozdan dumandan görülmeyecek bir şekildeydi. Çocuklarımız, çamurun içine bata çıka okula gidip geliyordu. Çok şükür bu vatandaşımıza orada verdiğim sözü yerine getirdim ve yollarımızın asfaltlanma çalışması bitti. Personel, maaşını ve sosyal haklarını alamıyordu. Bir başıboşluk vardı belediyede. Vatandaş, emlak ve su parası için geldiğinde muhatap alacak kimseyi bulamıyordu. Personele olan borçlarımızı ödeyerek, tahsilât gişelerine bilgisayar ağı döşettik. İller Bankası’ndan aldığım kredi ile üç minibüs aldık. Ulaşım bizim işimiz diyerek ulaşımı devraldık. Bu yolda ben de 12 sene gidip geldim. Elazığ’a hergün gidiş-dönüş yapan memurlarımız, öğrenimlerini ilde devam ettiren öğrencilerimiz vardı, bunları düşünerek ulaşıma el attık. Şükürler olsun hem halkı memnun ediyoruz, hem de belediyemiz zarar etmeden bu işletmeyi sürdürebiliyor. Sn. Milletvekilimiz Abdülbaki Türkoğlu ile birlikte eski Baskil Mahallesi’ni ziyarete gittik. Sn. vekilimiz bana, “Bu işin altından nasıl kalkacaksın, işin çok zor “dedi. Allah’a şükürler olsun bu mahalledeki sorunları giderdik, dar olan yolları açtık, istinat duvarları çektik.

     

     

    Verdiğimiz sözleri tuttuk

    İlçemizde hayvancılık yapıldığı için, çevre koruma adına yapılması gereken her şeyi yaptık. Geçen sene halkımız, sivrisinek ve karasinekten kurtuldu. Kurban Bayramı esnasında, hayvanların getirilip pazara sunulduğu alanı düzenledik, üstü çatılı, barınaklı ve sağlıklı bir alan oluşturduk.

    İlçemde bulunan öğrencilerin hepsi benim için kıymetlidir. Özel olarak öğrenci servisimiz var. İlçemizde okuyacak çocuklara imkân sağlamak, katkıda bulunmak amacını güttüm. Hiçbir öğrenciden ücret talep etmeden taşımacılık yapıyoruz. Lisedeki kütüphaneyi gezerken, bir ödül koyduk, en fazla kitap okuyan öğrenciye altın vereceğiz dedim.

    Vatandaşımız tarlasını rahat sulasın diye sulama kanalları yaptırdık. 20-30 metrede bir yaptırılan logarlar tarlalara ve bahçelere verilerek, sulama problemini ortadan kaldırmış olduk.

    Başkan seçilmeden önce üç söz vermiştim halkıma: 1- Yollar, 2- Ulaşım, 3-Vatandaşın belediye hizmetlerini daha sağlıklı alabilmeleri için kurumsallaşma hizmetleri. Bu sözlerin hepsini yerine getirdim.

    Karayollarından aldığımız damperle çalışmalarımızı daha kolay yapabiliyoruz.

    Jandarmanın karşısında bulunan belediyeye ait sulama havuzu alanını, park ve aile çay bahçesi haline getirmeyi düşünüyoruz.

    TOKİ ile ortak yapacağımız bir projemiz var. Toplu konut anlamında sıkıntımızı da bu şekilde gidereceğiz. 220 vatandaşımız sabit bir şekilde ilçede kalarak ev sahibi olacaklar. Yine Sn. Çetinkaya’nın destekleriyle hayata geçecek bir projedir bu.

    İlçeye küçük bir sanayi sitesi yapacağız. Araziyle ilgili sorunumuz var. Bu sıkıntıyı çözmek için uğraşacağız.

    İlçemizde bulunan kayısı entegre tesisi hazır vaziyette yatırımcı bekliyor. Tüm işadamlarımızı bu tesisin işletmesine talepte bulunmalarını bekliyoruz.

     

    Bilal Özbey kimdir?

    1963 Baskil doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Baskil’de tamamladı.1988 yılında acılan SSK Sigorta Müdürlüğü Sınavını kazandı. Ocak 1989’da İstanbul-Unkapanı’nda memur olarak çalışmaya başladı.1993 yılında tayini Elazığ’a çıktı

    28/3/2007

    Dogancık Köyü Muhtarı

    İlçe: BASKİL - İl: ELAZIĞ

     

    Köy Muhtarı: MUSTAFA AYTEKİN


    Muhtarlık Erişim Bilgileri:

    Telefon:

     0 (424) 241 4940

    Cep Telefonu:

     0 (536) 724 9290


    Demografik Bilgiler:

    Nüfusu:

    2000

    146

    1997

    555

    İle Uzaklığı:

     41 km

    İlçeye Uzaklığı:

     3 km



     



     



     



     

    Sağlık Evi
    Yok
    Sağlık Ocağı
    Yok

    İlköğretim Okulu
    Var / Faal

    PTT Şubesi
    Yok
    PTT Acentası
    Yok

    Su Şebekesi
    Var
    Kanalizasyon
    Var

     

    Köyümüz Baskilin kuzeyinde yer almaktadır.
    Doğusunda Kayabeyli Köyü, güneyinde Baskil ilçe merkezi, batısında

    Tavşanuşağı Köyü, kuzeyinde Hasanoğlu Dağı ve Hacı Mustafa Köyü bulunmaktadır.
    Köyümüzün sınırları dahilinde Baskil yatılı ilk ögretim bölge okulu bulunmaktadır.
    Köyümüzde Hacı Hasanbaba Türbesi bulunmakta.Coğrafi olarak kuzeyi dağlık ve

     sarp kayalıklardan oluşmaktadır.
    Geçimi bahçe tahıl tarımı ve kısmende hayvancılıktır.

     

     

    27/3/2007

    Bir Baskil li

     

    Osman Benzeş, 1949 yılında Elazığ’ın Baskil ilçesinde, terzi bir babanın çocuğu olarak açar dünyaya gözlerini. 10 yaşındayken İstanbul’a göçerler. Sultanhamamı’nda çalışmaya başlayan babası "Ben okuyamadım, sen oku bari" diye bastırırken, aklı fikri sokaktadır onun, en fazla da ticarette. Beş kuruşa aldığı şekerleri, on kuruşa satarak, kazancıyla ilk aşkına hediyeler alan çocuk, gün gelir "derslerden ziyade fuzuli işlerde bulunmayı tercih ettiği" Vefa Lisesi’nden atılır, Sultanhamamı’nda babasının yanında işe girer. Gün gelir işi genişletir, Asrın Pantolon Sanayi (APS)’yi kurar, yükselir... Ve yine gün gelir, dünya çapında tanınan bir tekstil firmasına dönüşür APS.

    Ama yaşama merak ve iştahla sarılan; doğru bildiğini yapmaktan da, söylemekten de asla geri durmayan; hayatı güneşli bir pazar sabahı, denize karşı içilen bir bardak sıcak çay tadında yaşayan, on yaşındaki romantik çocuk geçen yıllara inat hiç büyümemiştir aslında...

    TURKISHTiME: Dersler dışında içinde bulunmayı tercih ettiğiniz "fuzuli işler" neydi gençliğinizde?

    OSMAN BENZEŞ: Okuldan dönerdim, talebe yürüyüşü var derlerdi, oraya çıkıp giderdim. İnsanları ayaklandıran, toplumsal başkaldırıya sürükleyenler kim ve bu yetenek nasıl bir yetenek diye gözlemlerdim. Hayatım boyunca gözlem yapma alışkanlığımdan vazgeçmedim. Örneğin bir kenarda oturup saatlerce Deniz Gezmiş’i izlediğimi bilirim.

    Nasıl bir portre çıktı ortaya?

    İlginç bir kişilikti. Temiz bir yüz, iradeli ve inançlı bir konuşma biçimi. Kendinden emin. İnsanların her daim yönetene ve yönetilmeye ihtiyaç duymasından kaynaklanan bir becerisi vardı, bunu iyi kullanırdı. Mesela Profesör Ekrem Şerif Egeli’nin odasının basılmasında da vardım. Babamın atölyesinde çalışırken, hareket var diye duyuyordum, koşa koşa Beyazıt’a gidiyordum. Bir bakıyorum rektörlük basılıyor. Onlar önden giriyor, ben arkadan. Böylesine aydın, geleceğe, yönetime talip gençlerin, rektöre öyle kaba davranmalarını yadırgamıştım ama.

    Sürekli gözlem yapmak, insanı kendine yabancılaştırmaz mı?

    Yok, rahatlıyorum. Hayatım boyunca kendimle kavgam olmadı. Kendimi ne üstün, ne yakışıklı olarak gördüm. Bugüne kadar karşı cinsten hiç kimse "Ah, o adam" demiş mi, dememiş. Öyle bir cazibe yok. Ama 15 dakika sohbet ettikten sonra durum değişir. Aranan adam olurum mutlaka.

    Tekstil sektörünün kalbinin attığı yerde, Sultanhamamı’nda başladınız işe....

    Babam 1960’ta Sultanhamamı’nda bir atölyede makinecilik yapmaya başladı. Ben de hep yanındaydım, kendimce bir şeyler alır satar, para kazanırdım. Hayatım boyunca hiç durmadım. Ama yaşamımın her anını mutlaka eğlenceli bir hale getiririm. Çift vardiya yaşamayı seviyorum. Pijamalarımı çekip, televizyonun karşısında oturduğum olası değil.

    Ne zaman kurdunuz APS’yi?

    1973’te Asrın Pantolon Sanayi olarak başladık, 1975’lerde kot moda olunca APS Jeans yaptık. Her zaman kaliteli mal yapmaya çalıştım. Ben hala Avni Emiroğlu’nun en iyi ipliklerinden dokunan ve beyazlaşan ilk Türk blucinini yapmakla övünürüm. O pantolonları 15 sene giyenler, eskisini bile saklayanlar vardır.

    Hayatı "çift vardiya" yaşamayı seçen birinin, çalışma biçimi nasıldır?

    Saatlerce oturup çalışabilen bir adam değilim. Aklıma eseni yapan, sırasında uçağa atlayıp giden bir yapım var. Mesela bir seferinde Turgut Özal’la karşılaştım havaalanında. Gazetede Sabancı Holding’den ayrıldığını okumuşum. Hafifçe selamlaştık. Sonra döndü, "Delikanlı, ben sizi tanıyamadım" dedi. Ben de "Beyefendi, beni nereden tanıyacaksınız, beyninize hayran Tanrı kullarından biriyim sadece. Hayrola, ayrılmışsınız Sabancı Holding’ten?" diye sorunca, ayakta bir saat sohbet ettik ve ilişkimiz hep sürdü. En son ölümünden 20 gün önce görüştük. Özel randevu alıp Ankara’ya gittim, neden yeniden siyasete atılmaması gerektiğiyle ilgili 35 dakika konuştuk. Bana göre eksilerinin, yaptığı yanlışların tümünü saydım. Onunla bu kadar sert ve de açık kimse konuşmamıştır herhalde. Çünkü beklentim yok, devletin herhangi bir kademesi ya da mekanizmasıyla ilişkim yok. Ama gezen, insanlarla diyaloğa giren ve bunların değerlendirmesini iyi yapan biriyim. Girerken öpmemişti, çıkarken sarılıp öptü.

    Politikaya atılmayı düşünmediniz mi hiç?

    Türkiye şartlarında benim karakterimdeki birinin politika yapması mümkün değil. Çünkü ben kolay eğilemem, her şeye evet diyemem. Türkiye’de politikacı olmak için "evet efendim, sepet efendim" demelisiniz. Yaptıklarımla ülkeme hizmet ediyorum. Dünyanın en iyi 10 pantolon firmasından biri şu anda APS.

    Son 10 yılda neler değişti tekstil sektöründe?

    Bürokrasi kolaylaştı tabii ki. Biz nasıl öğreniyorsak, bizi yönetenler de öğreniyor. Bankacılık sistemi değişti, hatalarını gördü. Ama devlet olabilmeyi hazmetmekle meşgulüz hala. "Her şeyin sahibi devlet baba" zihniyetinin yanlışlığını görsek; çünkü bu yanlışlar yapıldığı sürece bazı süreçler ağır işler.

    Ama ciddi bir zihniyet değişimi gerekiyor bunun için.

    Kesinlikle. Sanayici olarak, fabrika yapmam gerek, çok. Ama arazi arasam, karşıma birkaç milyon dolardan aşağı arazi çıkmaz. Türkiye’de sermaye yok, öte yandan insanlar toprak rantından anormal para kazanıyor. Daha da acısı, devletin hazine arazisi dediği yerlerin tümü askeriye tel örgü çekmemişse, mutlaka gaspa uğramış. Ağalar buralardan para kazanmış, sonra da her gelen hükümet af kapsamında legalleştirmiş. Böyle bir çarpıklığın içinde asla büyük ve güçlü devlet konumuna gelemezsiniz. Ama ben sanayiciyim; araziye değil makine parkının en iyisine yatırım yapmalıyım; işletme sermayemin en güçlüsünü, "know-how"ımın en yükseğini becermekle mükellefim.

    Bildiğimiz kadarıyla, memleketiniz Baskil’le bağınız hala devam ediyor. Özellikle eğitim anlamında. Neden özellikle eğitim yatırımlarına yöneldiniz?

    Baskil’de yetişebilen "öküzgözü" diye bir üzüm var, dünyanın her yerinden talep görüyor. "Bağ ekin" dedim köylüme, meğer üzümden şarap yapılır, günahtır diye korkuyorlarmış. Sonra Fırat Üniversitesi’nin rektörü "Baskil’den çok zeki çocuklar geliyor" dedi. Onu da öğrenince, bu çocuklar için bir şey yapmalı dedim. Dört tane ortaöğretim okulumuzun birer sınıfını internet bağlantılı 18 bilgisayarlı laboratuvara dönüştürdük. 120 civarında öğrenciye yükseköğretim bursu veriyoruz. Lisesinin gözbebeği 25 çocuğu da üniversite kursuna gönderiyoruz.

    Bir de Baskil’e yaptırdığınız bir kültür merkezi var.

    Baskil’deki kütüphane tek katlı, berbat bir yerdi. Yerine bir bina yaptık. Sinema yasak, günah diye gitmiyorlardı. Öncelikle sinema olsun istedik içinde. Bodrum katına 120 koltuklu bir salon yaptık. Giriş katına 8 internet bağlantılı bilgisayar, 8 satranç masası koyduk. Üst kat da harika bir kütüphane. Şakir Benzeş Kültür Merkezi böyle kuruldu işte. Amaç çok basit; bu insanları ülkenin menfaatleri ve hayatın gerçekleriyle tanıştırmak. Din de lazım, inanç da lazım; ama eğitim, çağdaşlık ve dünya ölçeğinde düşünebilmek şart.

    Türkiye’de genelde insanlar isimlerinin koca harflerle yazılmasını ister böyle işler yapınca. Ama siz bundan hoşlanmıyorsunuz.

    Gittiğim her yer, bereketlenir, coşar. Bunları yaşayınca, kendinizle barışık olmanın dışında bir maharetiniz kalmıyor. Ne yapsam daha faydalı olurum diye düşünüyorsunuz. Bir de en iyisini yapmak çok önemli. Çünkü hayatım boyunca iyiyle kötü arasındaki maliyet farkının yüzde 10’dan fazla olmadığını gördüm. Her şeyin en iyisini yapmanın uzun vadede daha ucuza geldiğini, üstelik huzur verici olduğunu biliyorum.

    Bu zihniyeti yaygınlaştırsak, bir anda 50 yıl ileriye gidebileceğiz belki de.

    Eğitim seviyemiz ve hamlelerimiz böyle olduğu sürece gidemeyiz. Bugün okudum daha, Nazım Hikmet’in birkaç şiiri bir yerlerden çıkartılmış. Bir insanı zorla ne komünist yapabilirsin, ne faşist, ne Müslüman. Artık o devir geçti. Herkes hür düşünecek.

    Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi için nasıl faaliyetler gerçekleştirdiniz?

    Sektörden arkadaşlarla birlikte, üniversitenin yapmaya gücünün yetmediği işlere el attık. Kumaş bulamıyor çocuklar, bir gün sonra bir kamyon kumaş gönderdik. Aracı olduk, eksikleri bir yerlere havale ettik. Üniversite pırıl pırıl oldu. Öğrenciler, hocalar heyecanlandı. Bu heyecanı görünce siz daha çok heyecanlanıyorsunuz.

    Tüm bunlar, eğitimin önemini ve bir şeyler yapmanın o kadar da zor olmadığını vurguluyor aslında.

    Yarın dünyada söz sahibi olmak için bugünden altyapısını hazırlamaz, eğitim vermez, imkanları sunmazsan fayda göremezsin. Sen burada insan ararsın, o da orada arar. Binlerce üniversite mezunu ama binlerce işe yaramayan insan. Fabrikama kız meslek lisesinden öğrenciler geliyor. Üç senede öğrendiklerini 8 ayda öğreniyorlar. Üzülüyorum onlara. Çünkü gözleri pırıl pırıl, canavar gibi gençlerin en az dört yılları yüksek öğrenim adı altında heba olup gidecek. İlle de dört yıllık üniversite mezunu olmak zorunda bırakılan bu gençler katlediliyor, kimse sesini çıkartmıyor. Oysa kafası çok iyi basanın üniversiteye gitmesi, onun dışındakilerin mesleki eğitimle mutlak surette sanayiye aktarılması gerek. Baskil’de bir fotoğraf buldum, 1938’in 29 Ekim’inde çekilmiş. Kasaba eşrafı, öğretmenler... İnsanların kılık kıyafetleri, yüzleri... O fotoğraf öyle çok şey anlatıyor ki; bir de şu geldiğimiz yere bakın. Ruhları yoksul değil o zaman insanların, şimdi ruhumuz yoksul. Köşe dönmecilik öyle yerleşmiş ki zihinlere, kimse yaptığı işten memnun değil, daha fazlasını istiyor. Bu ülkede kanaat kalmadı artık, o yüzden de kimse huzuru bulamıyor.

    25/3/2007

    baskil kaysısı

    1-ÜRÜN TANIMI VE KAPSAMI

    1.1. Tanım

    Dünyada üretilen meyveler arasında sınıf olarak, sert ya da taş çekirdekli

    meyveler grubu içinde incelenen yaş kayısı TSE 791’e göre gülgiller ailesinden bir

    ağacın (Prunus armeniaca L.) etli, sarı tomurcuk renkli, güzel kokulu, tek çekirdekli

    meyvesidir. Kuru kayısı ise, yaş kayısının kurutulmuş şekli olup, ülkemizin geleneksel

    ihraç ürünleri arasındadır.

    1.2. Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon (GTİP) Numaraları

    Armonize Sistem Nomenklatürü ‘ne göre kayısının sınıflandırılması

    aşağıda verilmektedir.

    Tarife ve alt açılım poz İstatistik

    pozisyonları

    Malın tanımı

    0813.10 Kayısı (zerdali dahil)

    0813.10.00.00.11 Ekstra kayısı

    0813.10.00.00.12 Birinci sınıf kayısı

    0813.10.00.00.13 İkinci sınıf kayısı

    0813.10.00.00.14 Endüstriyel kayısı

    0813.10.00.00.15 Zerdali

    1.3. Bileşim

    Kayısı yüksek miktarda şeker, nişasta, protein, pektin, pektoz selüloz, organik

    maddeler, vitamin A.B.B2, C,E,P, PP, Folik asit, az miktarda K20, C03, P205, CO,

    daha az miktarda Na20, Ca0, mg0, Fe03, C1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve eseri

    miktarda Zn, A1 ve Cu içermektedir. Kayısı minerallerden potasyum ve vitaminlerden

    B karoten yönünden çok zengindir.

    5

    1.4. Besin Değeri

    100 gr. yaş ve kuru kayısının besin değerleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

    İçerik Yaş Kayısı Kuru Kayısı

    Su (%) 86,3 31,1

    Enerji (Kcal) 48,0 48,0

    Protein (%) 1,4 3,65

    Lipid (%) 0,39 0,46

    Yağ(g) 0,2 0,5

    Karbonhidrat(g) 11,12 61,75

    Vitamin A (I.U) 2,612 7,420

    Vitamin B1(mg) 0,3 0,1

    Vitamin B2 (mg) 0,04 0.16

    Vitamin C 10 12

    Kalsiyum (mg) 17 67

    Demir(mg) 0,54 4,7

    Sodyum (mg) 1,0 26

    Potasyum(mg) 296 1378

    Fosfor(mg) 23 108

    Ayrıca yapılan araştırmalarda; kuru kayısının sağlıklı beslenmede büyük önem

    taşıyan selüloz yönünden de zengin bir besin olduğu gözlenmiştir . B grubu

    vitaminleri düşük düzeylerde içeren kuru kayısı önemli bir karoten kaynağıdır . Kuru

    kayısının mineral madde bileşiminin ise çok zengin olduğu dikkati çekmiştir . Düşük

    sodyum düzeyine karşılık , yüksek oranlarda potasyum içermektedir.

    1.5.Tüketim Alanları

    Dünyada üretilen kayısının önemli bölümü sofralık olarak tüketilmektedir. Ancak

    kayısıda hasat döneminin kısa olması ve yaş kayısının çabuk bozulması nedeniyle

    kayısı daha çok kurutularak veya işlenerek değerlendirilmektedir. Dünya yaş kayısı

    üretiminin yaklaşık % 20-25’lik kısmı kurutulmaktadır. Sofralık ve kurutmalık olarak

    değerlendirilen kayısıdan geriye kalan kısmı ise işlenerek değerlendirilmektedir.

    6

    Kayısı çekirdeklerin tatlı olanları çerez olarak tüketilmekte, acı olanlar ise

    kozmetik ve ilaç sanayiinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kayısı

    çekirdeğinin tohum ve kabuğundan badem yağı, yemeklik yağ, benzaldehit (aroma

    esansı), furfural, aktif karbon, amigdalin ve hidrosiyanik asit elde edilmektedir.

    Kayısının gövde, dal ve çekirdek kabukları yakacak olarak kullanılmasının yanı sıra

    kayısı ağacının yaş ve kuru yaprakları hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.

    1.6. Kayısıdan Elde Edilen Ürünler

    Sağlıklı beslenmede önemli fonksiyonları olan kayısının kullanım alanları ve

    tüketim düzeyinin arttırılması, yurt içinde olduğu kadar ihraç ürünü olarak da önem

    taşımaktadır. Bu çerçevede kayısı ürünlerinin çeşitlendirilmesi yararlı görülmektedir.

    Halen iç piyasada mevcut kayısı ürünleri bilindiği gibi meyve suyu meyve

    konsantreleri, reçel-marmelat, jöle, dondurma, lokum, bisküvi dolgu maddesi, ciklet,

    pestil ve benzeri ürünlerdir.

    Kayısı bazlı yeni ürünler :

    1. Besin değeri doğal ürünlerle yükseltilmiş kayısı bazlı kahvaltılık ürünler,

    2. Kayısı ile çeşitlendirilmiş lifli ürünler,

    3. Pastacılık ve sektörüne yönelik olarak ;

    -Krema ve benzeri ürünler ,

    -Bisküvi ve benzeri ürünlerde hammaddeye ilaveler,

    -Sos (kurabiye ve keklerin üzerine) ,

    4. Kayısı helvası,

    5. Kayısı cezeryesi,

    6. Kayısı cipsi (çerez),

    7. Çikolata kaplı kayısı ürünleri,

    8. Yarı kurutulmuş şurupsuz veya şeker şuruplu kayısı,

    9. Kayısı konservesi ,

    10. Kayısı çayı ,

    11. Dondurulmuş kayısı (şeker şuruplu),

    7

    12. Musli tipi ürünler ,

    13. Ballı kayısılı enerji içecekleri (sporcular, askerler gibi yüksek aktiviteli bireyler

    için ),

    14. Toz kayısı içeceği,

    15. Alkollü içecekler (likör, brendi).

    Kayısı meyvesinin yanı sıra çekirdeği de , yağ , kozmetik ve ilaç sanayilerinde

    ve pastacılık sektöründe (toz, kıyılmış ve dilimlenmiş olarak ) değerlendirilmektedir.

    Son yıllarda dünyada ve ülkemizde mamul ürünler yanında diyabetik özel

     

    25/3/2007

    baskil kaysısı 2

    1.7. İnsan Sağlığı Bakımından Önemi

    İhtiva ettiği organik ve inorganik maddeler vasıtasıyla insan sağlığına olumlu

    etkilere sahiptir. A vitaminin öncül maddesi olan B-karoten vücudu ve organları saran

    epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için

    gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara

    karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Diğer taraftan A vitamini normal

    vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif

    kanserojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz

    hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini

    artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır. Bu koruyucu aktivite sigara ve

    alkol kullananlar için daha da önemlidir. Serbest radikallerin oluşumuna ve hücre

    ölümüne neden olan protein ve yağ asitlerinin bozulma tepkimelerini önlemektedir.

    Kayısının sodyumca fakir potasyumca zengin olması nedeniyle kalp yetmezliği,

    böbrek hastalıkları, hepatit siroz tedavisinde olumlu etkileri olduğu bildirilmektedir.

    Kuru kayısının beslenme ve sağlık açısından en önemli bileşiklerinden birisi de

    diyet lifidir. Kuru kayısının 100 g’da yaklaşık olarak 24 g diyet lifi bulunur. Yetişkin bir

    insanın günlük diyet lifi gereksinimi ise 25 gramdır. Diyet lifi sindirim sistemimizde

    salgılanan enzimler tarafından hidrolizlenemeyen polisakkarit ve lignin gibi

    bileşiklerden oluşmaktadır. Diyet lifi kabızlık, irritabl kolon sendromu, apandisit,

    hemoroid, diş hastalıkları, şişmanlık, şeker hastalığı, kroner kalp hastalıkları ve klon

    8

    kanseri gibi hastalıkların oluşum riskini azaltmakta, bağırsakların düzenli çalışmasını

    sağlamaktadır.

    2-ÜRÜN GELİŞİMİ VE POTANSİYELİ

    2.1. Tarihçe

    Bilimsel adına ( Prumus armeniaca L. veya Armeniaca vulgaris Lam. )

    bakılarak başlangıçta anavatanının Ermenistan olduğu zannedilen kayısı, daha sonra

    yapılan araştırmalarda bu meyve türünün yayılma alanının Orta Asya'dan Batı Çin'e

    kadar uzandığını ortaya koymuştur. Bugün Çin'in kuzey ve kuzeydoğu dağlık alanları,

    Hinjiang bölgesindeki Tiyan-Şan ve Altay dağları ile Orta Asya ve Mançurya'yı içine

    alan çok geniş bir bölgenin kayısının anavatanı olduğu bilinmektedir.

    Kayısı, anavatanı olan Çin'de Milattan üç bin sene öncesinden beri

    bilinmekteydi. Büyük İskender'in Asya Seferleri sırasında (M.Ö.330-323) İran ve

    Transkafkaslar üzerinden kayısı önce Anadolu'ya getirilmiştir. Yukarıdaki tarihi

    bilgiler kayısının Anadolu'da yaklaşık iki bin yıldan fazla bir geçmişinin olduğunu

    göstermektedir. Anadolu'dan Batıya yayılışı M.Ö. 1. yüzyılda olan kayısı, Romalıların

    Anadolu'yu istilası sırasında Ermeni tacirleri tarafından önce İtalya’ya , sonra

    Yunanistan'a götürülmüş, bu ülkelerde "Altın Elma" da denilen kayısının tarımına

    önem verilmiştir. Kayısının İtalya ve Yunanistan dan diğer Avrupa devletlerine geçişi

    çok eskiye dayanmamaktadır. Kayısı 13. yüzyılda İspanya ve İngiltere'ye, 17.

    yüzyılda ise Fransa ve Amerika'ya götürülmüştür.

    Kayısı, coğrafik olarak dünyanın hemen hemen her yerine dağılmış olsa da

    daha çok Akdeniz’e yakın olan ülkelerde Avrupa, Orta Asya, Amerika ve Afrika

    kıtalarına yayılmış ve burada yetişme alanları bulmuştur.

    2.2.Üretim Bölgeleri

    Bir ılıman iklim bitkisi olan kayısının anavatanı Orta Asya’nın dağlık kesimleridir.

    Bundan en az 2000 yıl önce Anadolu’ya getirildiği tahmin edilen kayısının gerek

    tohumla üretilmesi ve gerekse farklı ekolojik alanlarda yetiştirilmesi nedeniyle genetik

    açılmalar olmuş ve kendi içinde geniş bir tip zenginliği meydana gelmiştir.

    9

    Derin,geçirgen,iyi havalanan,sıcak ve besin maddelerince zengin olan ince

    dokulu, tınlı veya tınlı-kireçli toprakların kayısı yetiştiriciliği için uygun olduğu

    belirtilmektedir.7-10 metre yüksekliğine kadar ulaşan ağaçlarda yetişen ürünün rengi

    açık sarıdan koyu portakal rengine kadar değişmektedir.

    Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 20-25-’inin yapıldığı Türkiye’de 7 kayısı

    bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgeler;

    1. Malatya

    Türkiye yaş kayısı üretiminin yarısını gerçekleştiren bu bölgede üretimin

    tamamına yakını kurutmalıktır . Hacıhaliloğlu , Çöloğlu , İsmailağa , Hasanbey,

    Şekerpare , Alyanak, Kabaaşı, Yeğen, Tokaloğlu, Çataloğlu, Hacıkız, Soğancı, Paşa

    mişmişi, Mahmudun eriği, Kurukabuk ve Turfanda bölgenin önemli çeşitleridir.

    2. Elazığ-Erzincan

    İhracata yönelik üretim yapılır. Tokaloğlu, Mahmud’un Eriği bölgenin önemli

    çeşididir.

    3. Kars-Iğdır

    İç tüketime yönelik üretim çeşitleri sulu ve etlidir .Üretimin % 80’ini Aprikoz

    (Şalak ) ve Erken ağerik bölgenin önemli çeşitleridir.

    4. Mut-İskenderun( Akdeniz)

    İç pazar ve kısmen de ihracata yönelik kayısı üretimi yapılmaktadır.

    Tokaloğlu, Sahıt, Septik, Lutgani, Hırmanlıdırağı ve Tekeler bölgenin önemli

    çeşitleridir.

    5.Sakarya-Bilecik ( Marmara )

    İç pazara yönelik sofralık-kısmen sanayi tipi kayısı yetiştiriciliği yapılmaktadır.

    Karacabey, Mektep, Ethembey, İmrahor, Tokaloğlu (Yalova ) ve Çekirge bölgenin

    önemli çeşitleridir.

    6.Ege

    Bu bölgede turfanda sofralık kayısı üretimi yapılmaktadır. Yerli İzmir, Proyma,

    Çiğli, Tokaloğlu (İzmir ), Malatya ve Şam üretilen çeşitlerdir.

    7.İç Anadolu

    Sofralık ve sanayi tipi kayısı üretimi yapılmaktadır .Ürgüp, Konya ve Gürün’de

    çok az miktarlarda kükürtleme yapılmaktadır. Ayrıca bölgede meyve suyu sanayiinde

    kullanılmakta olan zerdali üretimi yapılmaktadır. Boğaz, İri bitirgen, Şekerpare altız ve

    Tokaloğlu üretilen çeşitlerdir.

    1 0

    Bu bölgeler içerisinde Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi dışındaki bölgelerin

    üretimleri sofralık tüketime yöneliktir.Kuru kayısı ,ülkemizin geleneksel tarımsal ihraç

    ürünleri arasında yer almakta ve kuru meyve ihraç kalemlerimiz içinde fındık ve kuru

    üzümden sonra üçüncü önemli ürün konumunda bulunmaktadır.

    2.2.Kayısı Çeşitleri

    Bugün dünyada 1750’nin üzerinde kayısı çeşidi ve melezi bulunmakla birlikte

    her ülkede ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılan kayısı çeşidi sayısı 5-10’u

    geçmemektedir. Bu bölümde ülkemizde ve yurtdışında yetiştirilen önemli bazı kayısı

    çeşitlerinin özellikleri verilmiştir.

    2.3.1.Yerli Kayısı Çeşitleri

    Hacıhaliloğlu

    Malatya’nın en önemli kurutmalık kayısı çeşididir. Malatya’daki kayısı ağacı

    varlığının yaklaşık % 73’nü oluşturur. Ağaçları yüksek boylu, dik, dalları yayvan, çok

    kuvvetli ve çabuk büyür. Kuvvetli ve sulanan topraklarda her yıl ürün verir. Beyaz

    renkli çiçeklere sahiptir.

    Hasanbey

    Malatya’nın en önemli sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli

    büyür. Dalları sarkıktır.

    Kabaaşı

    Malatya ve çevresinde geniş miktarda yetiştirilen kurutmalık bir kayısı çeşididir.

    Ağaçları orta büyüklükte, dik ve kuvvetli gelişir.

    Çataloğlu

    Malatya’nın kurutmalık kayısı çeşididir. Çataloğlu çeşidinin dalları aşağı doğru

    sarkıktır. Ağaç gövdesi gri, dalları açık kahve rengindedir.

    Çöloğlu

    Malatya’nın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Orta büyüklükteki ağaçların

    dalları yayvan ve açık olup kuvvetli gelişir.

    1 1

    Alyanak

    İzmir’in sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup, kuvvetli büyür.

    Şalak (Aprikoz)

    Iğdır ve Kağızman bölgesinin sofralık kayısı çeşididir. Yayvan taçlı fakat çok

    kuvvetli büyüyen ağaçlar meydana getirir.

    Şekerpare

    Iğdır ve çevresinde sofralık ve kurutmalık olarak yetiştirilmektedir. Ağaç şekli

    yayvan olup kuvvetli büyür.

    Tokaloğlu-Erzincan

    Erzincan’ın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli gelişir.

    Tokaloğlu-Yalova

    Yalova’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik-yayvan şekilli ağaçları kuvvetli gelişir.

    Tokaloğlu-Konya Ereğli

    Konya’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik şekilli ağaçları orta kuvvette büyür.

    Şam

    Ege bölgesinin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup zayıf gelişir.

    Turfanda İzmir

    İzmir’in sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli ve kuvvetli gelişir.

    İri Bitirgen

    Tekirdağ’ın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Zayıf gelişen ağaçları dikyayvan

    şekillidir.

    İmrahor

    1 2

    Ege bölgesinin sofralık kayısı çeşididir. Dik şekilli zayıf büyüyen ağaçlara sahiptir.

    Karacabey

    Bursa’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli olup zayıf büyür.

    Çiğli

    İzmir’in sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli ve orta kuvvette gelişir.

    Sakıt 2

    Akdeniz bölgesinin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları küçük, yayvan taçlı ve zayıf

    gelişir.

    Mahmudun Eriği

    Erzincan’ın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli

    büyür.

    Adilcevaz-5

    Bitlis’in sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli

    büyür.

    Turfanda Eski Malatya

    Malatya’nın çok erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli

    büyür.

    Çekirge 52

    Bursa’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçlar yayvan şekilli olup kuvvetli büyür.

    Hacıkız

    Malatya’nın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik, dalları yayvan olup

    kuvvetli büyür.

    İsmailağa

    1 3

    Malatya’nın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik olup kuvvetli büyür.

    Ethembey

    Edirne’nin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik olup orta kuvvetli büyür.

    Kuru Kabuk

    Malatya’nın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Malatya ve çevresinde “gavur

    aşısı” da denmektedir. Meyveleri iri gösterişli ve kokuludur.

    2.3.2.Yabancı Kayısı Çeşitleri

    Paviot

    Fransa’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli olup kuvvetli büyür.

    Canino

    İspanya’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik-yayvan şekilli ve orta kuvvettedir.

    Stark Early Orange

    ABD’nin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları çok dik şekilli ve kuvvetli büyür.

    Hungarian Best

    Macaristan’ın sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli gelişir.

    Cafona

    İtalya’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik-yayvan şekilli ve orta kuvvettedir.

    Precoce de Colomer

    Fransa’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik şekilli, orta kuvvette ve verimli ağaçlara

    sahiptir.

    Polonais

    Fransa’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik-yayvan şekilli ve orta kuvvettedir.

    San Castrese

    1 4

    İtalya’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli ve orta kuvvettedir.

    Boccuccia

    İtalya’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli ve orta kuvvettedir.

    Wilson Delicious

    ABD’nin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik-yayvan şekilli ve kuvvetli büyür.

    Luizet

    Fransa’nın geçci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli ve kuvvetlidir.

    Fracasso

    İtalya’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik-yayvan şekilli ve orta kuvvettedir.

    Royal

    Fransa’nın erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli ve orta

    kuvvettedir.

    Perfection

    ABD’nin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli ve orta kuvvettedir.

    2.4.Kayısı Yetiştiriciliği

    2.4.1. İklim ve Toprak

    Kışları nispeten soğuk, yazları sıcak olan iklim bölgelerinde yetişen kaysı

    meyvelerinin yüksek kalitede olgunlaşabilmesi için yaz aylarında havanın kuru olması

    gerekmektedir. Havası nemli ve ilkbahar sisli geçen yerlerde çil hastalığına

    (Sclerotinia) tutulur ve meyve kalitesi düşer. Bu nedenle bahçelerin iyi havalanır bir

    şekilde kurulması gerekir. Bunun gibi ilkbaharın geç donları da bademden sonra

    çiçek açan bu meyve türünün herhangi bir yerde yetiştirilmesini sınırlamaktadır.

    Kayısı üretimini olumsuz etkileyen iklim faktörleri; aşırı kış soğukları, ilkbaharda

    görülen geç donları, yaz aylarının serin ve yağışlı geçmesidir. .

    1 5

    Kayısı derin, geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin maddelerince zengin olan

    ince dokulu, tınlı veya tınlı kireçli topraklarda en iyi yetişir.

    2.4.2. Yetiştirme Teknikleri

    Kayısı çeşitleri aşı ile çoğaltılır. Kaysının çoğaltılmasında kullanılan en uygun aşı,

    durgun göz aşısıdır.

    Kayısıya anaç olarak zerdali, mirobolan eriği, badem ve şeftali kullanılır. Ancak,

    anaç seçiminde toprak şartları, topraktaki zararlılar, ağacın gelecekte alması

    beklenilen büyüklük ve meyvelerin kullanılma şekilleri ve kalitesi büyük rol oynar.

    2.4.3. Bahçe Tesisi

    Tesis sırasında zerdali anacı üzerindeki ağaçlar arasında 10 X 10 bırakılmalı,

    25/3/2007

    Baskil ve dogancık köyü

    BASKİL` İN COĞRAFİ YAPISI

     

    KONUMU VE SINIRLARI:

    Baskil ilçesi Doğu Anadolu Bölgesini’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde yer almaktadır.Elazığ iline bağlı bir ilçe olan Baskil,ilin batısında yer alıp kuzeyinde Keban ilçesi,doğusunda Elazığ Merkez ilçe,güneydoğusunda Sivrice ilçesi,güneyinde ve batısında ise Karakaya Baraj gölü ile sınırlanır.Karakaya Baraj Gölü ile sınırlandığı batı ve güney kesimlerinde aynı zamanda Malatya iliyle de komşudur.1195 km2 yüzölçüme sahip olan ilçemiz bu alanı ile Elazığ ilinin yüzölçümünün %13’ünü oluşturmaktadır.

     

    A-FİZİKİ COĞRAFYASI:

     

    1-BASKİL İLÇESİ’NİN FİZİKİ COĞRAFYASI JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ:

     

    YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:

    İlçenin yer şekillerinin belirlenmesinde orojenik,epirojenik ve volkanik olaylardan oluşan tektonik hareketler birinci derecede etkili olmuş,böylece dağlar,ovalar ve platolar meydana gelmiştir.Dış kuvvetler ise tektonizmanın oluşturduğu bu çatıyı yer yer derin bir şekilde yarmak,parçalamak ve boşaltmak suretiyle yörenin bugünkü topoğrafik görünümünü kazanmasına neden olmuştur.

             Jeolojik bakımdan mağmatik,metamorfik ve çökelti kaya türlerinden kayaç toplulukları bulunmaktadır.Mağmatik kaya türleri başlıca derinlik,domor ve yüzey kayaçlardan oluşmaktadır.Bütünüyle granit ailesi kayaçlarını içeren derinlik kayaçları,Baskil çevresinde en geniş alanları kaplarlar.Bu kayalar içinde önemli bir yer tutan derinlik kayaçları,yarı derinlik ve yüzey kayaçları,tarafından örtülmüş olarak izlenirler.Çökelti kayaçları ise orta polisenden günümüze kadar uzanmaktadır.Genellikle kireç taşları ile temsil edilen sedimenter (çökelti) kayaçlar ,yer yer de fliş türü oluşuklara rastlanmaktadır.Genç sedimenterler ise alüvyonlarla belirlenir.

            İlçenin kuzeyinde yüksek kesimler üst krateseye ait kalkerlerden ibarettir.Oldukça bariz tabakalaşma gösteren bu E-W yönlü kalkerler güneye doğru eğimlidir.Yöredeki geniş alana yayılmış olan granitler muhtemelen permo-karbonifore ait mağmatik kütlelerdir.

            Baskil ilçesi genellikle dağlar ve platolardan oluşmuş yeryüzü şekillerine  sahiptir.Doğu Anadolu Bölgesine göre ortalama yükseltisi (1250-1350m) daha düşük ve daha az engebeli olan ilçenin yeryüzü şekillerini;

            -dağlar

            -platolar

            -ovalar şeklinde inceleyebiliriz.

    DAĞLAR:

    İlçenin dağlık bölgeleri; Hasandağı (Haroğlu) ,Bulutlu (Heybeli-Pirhasan) dağı, Kargadağı, Muşardağı, Seherdağı, Selildağı, Harabakayış dağları ve Piran dağlarına karşılık gelmektedir.

     

    HASANDAĞI(Haroğlu dağı):İlçenin kuzeydoğusunda bulunan Hasandağı, Baskil Ovası’nın kuzey ve kuzeydoğusunda yer alır.Dağın kuzeybatısında Piran dağları,kuzeyinde isebudağın uzantısı durumunda olan Naldöken dağları yer alır.Ortalama yükseltisi 1950m olan Hasandağı’nın yüksekliği doğudan batıya doğru azalarak Odabaşı-Beşikan Mahallesinde 1700m’lere kadar inmektedir.Dağın en yüksek noktasında doğudaki Torelartef Tepesi (2136m)oluşturmaktadır.

     

    BULUTLU(Pirhasan-Heybeli)DAĞLARI: İlçenin doğusunda yer alan Bulutlu dağının en yüksek noktasında Pirhasandağı üzerindeki Karataş Tepesi’nde (2034m) 2000m’yi aşmaktadır.Dağın yükseltisi doğudan-batıya doğru azalarak batıda vadilerle parçalanmış bir plato görünümü alır.

    PİRAN DAĞLARI: İlçenin kuzeyinde yer alan Piran dağları ,Hasandağı ve Bulutlu dağına dik bir şekilde K-G yönünde uzanmaktadır.Güney kesiminde Hasandağı ile birleşen dağın en yüksek yerini meydana getiren Kurt Tepe(2000m)aynı zamanda Baskil ilçesi ile Keban ilçesi arasında sınırı da oluşturmaktadır.Piran(keban) dağları kuzeye doğru gidildikçe alçalarak Keban deresi vadisinin kuzey tarafında 1200-1250m’lere kadar inmektedir.

    HARABAKAYIŞ DAĞLARI: İlçenin güneyinde yer alan Harabakayış dağları 1500-1700m yüksekliğindedir.Bu kütle akarsu vadileri tarafından oldukça parçalanmış ve plato görünümündedir.

    SELİL DAĞI: Selil dağı GB-KD doğrultusunda 1500-1750m yükseltiye sahip bir kütledir.En yüksek yerini güneybatısındaki Karameşe Tepesi(1774m)oluşturmaktadır.

    SEHER DAĞI: Aydınlar-Emirhan köyü güneyinde yer alan Seherdağı D-B doğrultuludur.1500-1700m yükseltiye sahip ve plato özelliği gösteren bu kütlenin en yüksek yeri doğudaki ziyaret tepesidir.

    MUŞAR DAĞI: İlçenin batısında Karakaya Baraj Gölüne dik yamaçlarla inen dağın ortalama yükseltisi 1390m dir.

    PLATOLAR:

    İlçemizde plato özelliğindeki düzlüklerde önemli bir yer tutar.Bu düzlükler akarsularla parçalanmış durumdadır.Yörede bulunan plato alanlarına herhangi bir isim verilmemesine karşın genellikle ‘yazı’ adı verilmektedir.İlçedeki platoların yüksek platolar ve alçak platolar olmak üzere iki gruba ayırabiliriz.

    YÜKSEK PLATOLAR:

    Hasandağı’nın Kuzova’ya bakan yamaçlarının etek bölümlerinde görünen ve üstünde Sultanuşağı,Yürekli,Sarıgül Köylerinin yer aldığı yüksek platolar alanı güneyden kuzeye doğru daralarak uzanır.Plato yüzeyi üzerinde kalınlığı yer yer 5-6m ulaşan açık kırmızı renkte bol çakıllı bir örtü bulunur.

    Bulutlu dağının kuzeyindeki platolar ise Kuzova ile Baskil Ovası arasında bir eşik görevi görmektedir.Bir diğer yüksek plato alanı ise Baskil Ovası çevresinde görünmektedir.Geli Çayı tarafından ikiye bölünmüş olan bu plato K-G yönlü uzanmaktadır.Platonun en yüksek yeri Koçyolu Köyü kuzeybatısında bulunmakta olup 1500m ye varan bir yükselti değeri gösterir.Bulutlu dağının batı tarafında plato alanı yine graniterler üzerinde gelişmiş durumdadır.İlçedeki bir diğer yüksek platosu Seher dağının kuzey ve batısında görülmektedir.

       Alçak Platolar: Ortalama 1100-1200 m yükseklikte bulunan alçak platolar bugün artık yarılmış ve kısmen boşalmış ovalara karşılık gelmektedir.Bu platolar esas itibariyle havzaları doldurmuş olan gölsel neojen tortuların kısmen de  eski tersiyer hatta daha yaşlı kütleler üzerinde ve bu kültelerin tabakaların aynı hizada kesen aşınım düzlüklerin halinde gelişmiştir.

       İlçede ki alçak platolar daha fazla parçalandıkları için geniş düzlükler oluşturmaktadır. Üzerinde 1-2 m kalınlığında çakılsız ince unsurlu toprak örtüsü görülmektedir. Bu alanlarda genellikle kuru tarım sulanabilen alanlarda ise bahçe tarımı yapılmaktadır.

        Ovalar: İlçede ki ovalık alanlar dağlık ve plato alanları kadar yer tutmaktadır. Ancak Baskil kasabasında üzerinde kurulmuş olduğu Baskil Ovası ilçemizin en büyük ovasını oluşturmaktadır.

         Baskil ovası :Doğuda ki Keluşağı köyü ile Kozova’dan ayrılmış olan Baskil ovasının güneyinde , Bulutlu dağı kuzeyinde Hasan dağı ,batısında ise 1330-1400 m yüksekliğinde plato sahası bulunmaktadır. Doğu-batı yönlü kabaca bir dikdörtgene benzeyen Baskil ovası teknik bir söküntü alanıdır. Yüzölçümü 40km2 olan ovanın morfolojik ve hitografik alanı daha geniş olup 185 km2 dir. Ovanın tabanı ile Hasan dağı arasında 750-800,Bulutlu dağı ile 300-350 m’lik bir yükselti farkı vardır. Ortalama 1250 m yükseltiye sahip olan ovanın eğimi kuzeyden güneye doğrudur. Ayrıca ova Baskil ve Şefkat dereleri de  ovadan 25-30 m ‘lik vadilok parçalanmış durumdadır.

        Kıyı Ovaları: Bugün Karakaya barajı gölü altında bulunan Fırat nehrinin geniş yatağı boyunca vadi tabanına karşılık gelen düzlükler şeklinde verimli ovalar bulunmaktaydı. Bu alan baraj gölü olmadan önce Fırat nehrinin vadi tabanlarında görünen ovalık olana karşılık gelmekteydi.Fırat nehrine karışan derelerin oluşturduğu birikinti kanalları bugün artık delta görünümündedirler. Örneğin Kadı köyünde üzerinde kurulmuş olduğu birikinti konisi bugün kıyı ovası olarak karşımıza çıkmaktadır.

     

        İklim: Baskil doğu Anadolu karasal iklim sınırları içerisinde bulunmakla beraber daha elverişli iklim şartlarına sahiptir. Yeni karasal doğu Anadolu iklimi ile Akdeniz ikliminin birbirini etkilediği bir geçiş sahasında yer aldığı için kendine özgü iklim koşullarıyla dikkat çekmektedir.

        İlçenin coğrafi konumu ve morfolojik özellikleri yer şekilleri olumlu iklim koşullarının ortaya çıkmasında en büyük etkendir. Bölgenin diğer bölümlerine göre daha düşük bir ortalama yükseltiye sahip olması , orta yükseklikte dağ ve platolar ile alçak çöküntü alanlarının yaygın bir durum göstermenin ve ilçenin bölgenin güney batısında yer alması nedeniyle , güney doğu Toroslar da mevcut bazı doğal boğaz ve geçitlerden kanalize olan ilk ve nemli hava kültelerinin zaman zaman da olsa sokulma olanağı bulmaları böyle bir sonucu doğurmuştur. İlçede nar ,incir ,çilek ve pamuk gibi ürünlerin yetiştirilmesi bu iklim durumunu kanıtlanmaktadır.Buna göre Baskil ilçesinin karatonistik iklim özelliği Akdeniz ikliminin bozulmuş halidir.

        İlçenin bu iklim özelliklerinin ortaya iklim elemanları tek tek incelediğimizde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

        Sıcaklık: Yıllık ortalama sıcaklık değeri 11.4 C –12.9 C dir. En düşük sıcaklığa sahip olan Ocak ayı ortalaması 1.8 C –1.4 C dir. Kış aylarında negatif yaz aylarında pozitif olan değerler kışın karların iyice soğumasını yaz ise karların aşırı derece de ısınmasının bir sonucudur. Genellikle sıcaklar Aralık-Mart ayları arasında 2C ile 6c arasında , ilkbahar aylarında 10-18 C , yaz aylarında 20C nin üzerinde bir ortalamaya sahiptir. Sonbahar aylarında ise sıcaklar Eylül ayından itibaren azalmakta ve ortalama sıcaklıklar Kasım ayında 7 C nin altına düşmektedir.

         Kış mevsimi Kasım ayı başlarında itibaren başlamakta ve Mart ayı ortasına kadar devam etmektedir. Bu süre içinde sıcaklıklar 0 C altına düşer .

         İlkbahar mevsimi Mart ayında değil de  Nisan ayında başlar çünkü Mart ayı yörede kış mevsiminin devam etmesi niteliğindedir. Genellikle sıcaklıkların 10-20 c arasında değiştiği ilk bahar mevsimi bir Nisan ile bir Haziran tarihleri arasında 62 gün sürmektedir.

        Yaz mevsimi ortalama sıcaklıkların 20 C nin üzerinde olduğu Haziran ayında itibaren başlar ve Eylül ayının sonlarına kadar devam eder. Baskil ve çevresinin doğuya ve yüksek alanlara göre daha sıcak olduğu görülür.

        Özellikle ilkbahar aylarında görülen düşük sıcaklık değerleri Elazığ’a göre daha yüksek olduğu için tarımsal ürünler özelliklede kayısıcılık açısından olumlu bir sonuç doğurmaktadır. Zamansız ve aşırı minimum ve maksimum sıcaklıklar görüldüğü zamanlar hariç tarım açısından sıcaklık değeri avantaj sağlamaktadır.

        Temmuz ve ağustos aylarındaki ortalama yüksek sıcaklıkların 32 C üzerinde olması nedeniyle Baskil ilçemizin yaz mevsiminde güney doğu Anadolu ve Akdeniz kıyılarında sonra en sıcak yörelerinden birini oluşturmaktadır.

        Genel olarak ilk don olayı Ekim ayında görülmeye başlamakta, Nisan ayında ise sona ermektedir. Ancak o gün ile Mayıs ayından da don olayı görülmektedir. Böylece yöreden Akdeniz iklimine ait ürünler yer almakta ve özelliklede kayısıcılık gelişmiş durumdadır. Fakat bazı yıllarda görülen nisan ayındaki geç don olayları ürünleri olumsuz etkilemekte ve meyve (kayısı) ağaçları büyük zarar görmektedir.

         Yıllık en fazla esen rüzgarlar N ve W yönlüdür. Yıllık ortalamalara göre ise etkin rüzgar yönü S W dur. Etkin rüzgar yönünün S W olmasından Kömürhan boğazının etkisi vardır.

         Bu boğazdan kanalize olan rüzgarlar Geli çayı vadisi aracılığı ile Baskil ovasına ulaşmaktadır. Baskil ovası bu özelliği ile Elazığ’dan çok Malatya’ya benzerlik göstermektedir. Güney batı rüzgarları Baskil ve çevresine aynı zamanda yağış getirmekte ve yörede yıldırım adı ile de bilinmektedir.

         En hızlı esen rüzgarın yönü ise Mayıs ayında SE Eylül ayında ise SEE’dir. Temmuz ayında SW ,Ağustos ayında NW yönünde esmekte ve rüzgarlar genellikle fırtınalar şeklindedir.

         Nemlilik ve yağış: Baskil’de nispi nemin yıllık gideri sıcaklıklar altındadır. Nispi nem kış aylarında fazla yaz aylarında ise en düşük değerdedir. Yıllık  ortalama nispi nem Baskil de /0057 değerindedir.İlçe bulutluluk oranı bulunmada da G.D Anadolu ve Akdeniz bölgesinden sonra bulutluluğunu en az olduğu yörelerindendir.

     

    Baskil ilçesi ve çevresinde Akdeniz yağış rejimini değişmiş bir rejim görülmektedir. Doğu Anadolu’nun güney kısmındaki Toroslar üzerinde bir çok boğazların örneğin Kömürhan boğazının bulunması kış mevsiminde ve ilkbaharda akdenizden gelen nemli hava kütlelerinin içeriye sokulmasına bağlı olarak gecikmiş bir Akdeniz yağış rejimi görülmektedir.

         Baskil ‘de yıllık ortalama 446.7 mm dir. Yıllık ortalama yağışın aylara göre dağılışına baktığımızda en fazla yağış Nisan ayında görülmektedir. Birinci yapışlı mevsim /00391 ‘lik pay ile ilkbahar mevsiminin alırken kış mevsimi %30 la ikinci sırayı sonbahar mevsimi %25 lik payla üçüncü sırayı %6 lık payla yaz mevsimi gelmektedir. Yaz ayları ülkemizde olduğu gibi ilçemizde de kurak geçmektedir. Baskil Doğu Anadolu bölgesinde en az kar yağışı olan yerlerdir.

          Hidroprofya(Su Durumu): Hidroprofik açıdan Baskil Fırat Nehrinin akaçlama havzasından yer almaktadır. İlçede ki bütün akarsular Fırat nehrine (Karakaya barajı gölü)   dolayısıyla  Basra körfezine dökülmektedir. Baskil ovası ve çevresinin suyunu dere eden Geli çayı  kaynakların çöküntü olmasını doğusunda olan Şefkat deresi kuzeyde gelen Baskil çayının birleşmesiyle oluşmuştur. Baskilin güneyinde Şahaplı köyü civarında Baskil ve Şefkat çaylarının birleşmesiyle oluşan Geli çayı bir yarma vadi içinde akmaktadır. Bu çayın vadisi yaklaşık 400 ve 450 m kadar gömülmektedir. 10km uzunluğunda ki boğazdan çıktıktan sonra Karakaya barajı gölüne karışan çay ayrıca baraj gölünü besleyen kuzey güney yönlü bir akarsu durumundadır.

        Baskil çayı kaynağını ovası batısında ki dağlık külteden kaynağını alarak Milli uzağı deresi ile birleşerek ovayı NS doğrultusunda geçerek Şahaplı köyü yakınlarında Şefkat deresi ile birleşir.

         Şefkat deresi kaynağı Keluşağı civarında Bulutlu dağı eteklerinde derelerden alır.

         Sığdan çay kaynağını Selil dağından alan Değirmen dere ile bir çok derenin birleşmesiyle oluşur ve Karakaya barajı gölüne dökülür.

         Hardi Çayı : Kaynağını Baskil ovasının batısında ki platolardan inen derelerden alır. Kurusoğan deresi kaynağını Harabakayış değirmenden alır. Büyük çay kaynağını Karga dağından gelen derelerden ve Uluova ile Kuzova arasında ki ezikten alır. Bu akarsular Karakaya barajı gölü ile Koyzak oluşturmaktadır.

        Dere niteliğindeki çaylarda yağışlı mevsimde akışa geçmekte yazın kurumaktadır.

     

    Karakaya Barajı Gölü: Baskil’in batı ve güney sınırını oluşturan aynı zamanda Malatya ile Elazığ il sınırını oluşturan göl büyük bir su kültesini oluşturmaktadır. 1976 yılında inşaatına başlanan ve 1988 yılında bitirilen Karakaya barajının rezeruvar alanı oluşturmaktadır. Fırat nehrinin Keban boğazından çıktığı Kumlu tarla (Ataf) köyü yakınlarında Kömürhan boğazına girdiği Kömürhan köprüsü arasındaki ovalık alanı doldurmuş olan göl alanı bir çok yerleşim birimini ve verimli atrım alanlarını su akltında kalmasına neden olmuştur.

        GAP: oluşturan 13 büyük projeden biri olan karakaya barajı atatürk ve Keban barajları arasında yer alan Fırat nehri üzerinde ikinci kademeyi oluşturmaktadır. Barajın beyon kemer olan gövdesinin yüksekliği temelden 173 m dir. Normal su kodu 698 m olan baraj gölünün azami su seviyesi ise 698 m dir. Su toplama alanı 80.538 km olan gölün alanı 268 km dir.

        Tam kapasiteli ile çalıştığı zaman yıllık enerji üretimi 7354 GMH dir.

      Toprak: Baskil ve çevresinin topğrak özellikleri üzerinde iklim şartları ve bitki örtüsü en önemli etkiyi yapmaktadır. Ayrıca yer şeklinde önemli bir etkisi olmuştur. Bu faktörlerin etkileri sonucunda yörede farklı toprak oluşmuştur.

        Zonal Topraklar: Kahverengi topraklar , kırmızı kahverengi topraklar , kireçsiz kahverengi topraklar, kireçsiz kahverengi orman toprakları.

        Azonal Topraklar:Alüvinyol topraklardır. Bu topraklar üzerinde daha çok tarım yapılmaktadır. Sulama imkanının da olduğu Baskil ovası ve çevresinde özellikle bahçe tarımı (kayısıcılık ve kurum tarım yapılmaktadır)

       Doğal Bitki Örtüsü: Baskil ilçesindeki bitki örtüsünü iki gruba ayırabiliriz

                 1-ağaç Formasyon: Orman ve Fundalıklardan oluşan ağaç ormanları orman alanları sadece ilçemizin güney doğusunda bulunan karga dağı üzerinde görülmektedir. Fundalık alanlar ise ilçemizin hemen hemen her tarafında görülebilir.

        Başlıca ağaç formasyonlar: Meşeler,karaağaç ,Alıç,mangisi,ahlat gibi kuru ormanlar karakteri tanıyan türlerdir.

                  2-Orfarmayozu:Ormanlar tahrip edildiği yerlerde antropolojen sahip bitki örtüsü üyeleşmiştir. Yazın yetersiz olduğu yerlerde ise doğal stepler yer almaktadır.

         Bu ot Toplulukları: İlkbaharda yeşerince çiçeklerin , Temmuz ayında tamamen sararıp kuruyan bitkilerdir. Bunların bazıları çoban çantası ,altın Çiçeği loğusa otu ,konavcı otu,lale ,karanfil ,ayrık,ballı baba , kahkala otu,kuzu otu,patırlı otu,çivit otu,hardal,yaban tütün,gelincik,hüsni yusuf,civan peçemi,kuzu kulağı ve benzeridir.

        

    BASKİL İLÇESİ’NİN BEŞERİ VE EKONOMİK COĞRAFYASI

     

    İlçemizde yerleşmelerin yer seçiminde kuruluş ve gelişmelerinde ve dağılışında coğrafi olayların etkisi bulunmaktadır.Yeryüzü şekilleri,su kaynakları ve tarım alanları yerleşmeler üzerinde etkili olmuş ve çok mahalleden oluşan köylerin oluşmasını sağlamıştır.Dağınık yerleşmeler görüldüğü gibi tek yerleşmeden meydana gelen köyler ve kasaba özelliği göstermektedir.

     

     

    25/3/2007

    Baskil ilçesi İmik uşagı

    Göl Çekildi,İskeletler Çıktı
    Elazığ’ın Baskil ilçesindeki İmikuşağı köyünde Karakaya Baraj Gölü’nün suyu çekilince, ortaya insan iskeletleri çıktı.

    Karakaya Baraj Gölü suyunun çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan ve su yüzeyinde bulunan insan iskeletleri, Malatya’nın Battalgazi ilçesi ile İmikuşağı köyü arasındaki feribot seferlerinin yapıldığı iskelede bulunuyor.

    İnsan vücuduna ait çok sayıda kemiği bir arada görmenin mümkün olduğu bölgede, köylüler, ortaya çıkan ve halk sağlığını tehdit eden kemiklerin toplatılmasını istiyor. Eski bir yerleşim yerine ait olduğu tahmin edilen mezarlığın çevre sakinleri arasında “gavur mezarlığı” diye adlandırıldığı belirtildi. Suyun seviyesinin sürekli değişmesi nedeniyle açılan 50’nin üzerindeki mezardan çıkan çok sayıda iskelet balıkçıları da tedirgin ediyor.

    İmikuşağı köyünde ikamet eden ve geçimini balıkçılıkla sağlayan Celal İnal, çevrede tuttukları balıkları sattıklarını, ancak balıkların iskeletler nedeniyle sağlıklı olup olmadıklarını bilmediğini ifade etti.

    ALTÜRK: İSKELETLER HİTİT DÖNEMİNE AİT
    Arkeolog ve Tarih Araştırmacısı Erdoğan Altürk, mezarlık ve iskeletlerin höyüğün geç Hitit ve orta Hitit dönemine ait olabileceğini gösterdiğini söyledi.

    Mezarlıkta madenlerin bulunmamış olmasının o dönemde insanların henüz maden devrine geçmediklerini gösterdiğini ifade eden Altürk, “Henüz madene geçilmemiş. İskeletlerin bulunduğu höyüğün bu yörede bulunan Cafer Höyük dönemine yakın bir döneme ait olduğu anlaşılıyor. Kafatasları çürümüş. Bu da dönemin MÖ 3500-3600 yılları olduğu görüşünü kuvvetlendiriyor. Zaten buralardaki höyükler MÖ 3300 dönemindeki Orduzu Arslantepe Höyüğü’nün etkisinde kaldığı biliniyor. Bu bölge, baraj yapılmadan önce Tohma Havzası yerleşim yeri idi. Bütün höyükler burada bir sıra halindedir. İskeletlerden buraların MÖ 3500-3600 yıllarına ait olduğu anlaşılıyor. Ama yine de kesin tarih laboratuvar analizlerinden sonra saptanabilir” dedi.

    Altürk, iskeletlerin kafatası yapısının Asya kökenli yuvarlak kafa ile aynı olduğunu sözlerine ekledi.

    ***-->

    http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

    http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

    http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

    Image Hosted by ImageShack.us

    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

    http://dogancikkoyubaskil.blogcu.com/

  • Baskililer Dernegi Dergisi
  • Kayısı Borsası
  • Elazıg Kapalı Çarşı
  • Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Avrupa Elazıglılar Dernegi
  • Dç Dr.Fikret Karaman
  • hakikatın merkezi
  • a.aytekin harita
  • Egitimdebiz.com
  • Gün 24 saat haber

    ::TC Kimlik No
    ::Vergi Kimlik No
    ::SSK Hizmet Dökümü
    ::İnternet Vergi Dairesi
    ::Motorlu Taşıtlar Vergisi
    ::Telefon Rehberi
    ::ÖSYM Sınav Sonuçları
    ::KPSS Sonuçları
    ::KPDS Sonuçları
    ::Diğer Sınav Sonuçları
    ::ÖSYM Sınav Takvimi
    ::Milli Eğitim Bakanlığı
    ::Üniversiteler
    ::Sağlık Bakanlığı
    ::Emekli Sandığı
    ::Ssk
    ::Adalet Bakanlığı
    ::Emniyet Genel Müdürlüğü
    ::Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
    ::Bakanlıklar
    ::Valilikler
    ::Belediyeler
    ::Kaymakamlıklar
    ::Silahlı Kuvvetler
    ::Sivil Toplum
    ::Elçilik - Konsolosluklar
    ::Avrupa Birliği
    ::K.K.T.C.
    ::Turizm
    ::Son Depremler